Sabır yüze parlaklık verir; onu yalnız geceleyin sür, gündüzün çıkar; sidr ile başını sıva.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 2305, Kitap 13, Hadis 131
Zayıf
Türkçe meal

Ümmü Hakîm bt. Üseyd, annesinden şöyle rivayet etti:

(Annesinin) kocası vefat etti. Kendisi gözlerinden rahatsızdı ve celâ ile sürme çekiyordu —Ahmed (b. Sâlih) dedi ki: Doğrusu “celâ sürmesiyle”dir—. Bir âzatlı câriyesini Ümmü Seleme'ye gönderdi; o da ona celâ sürmesini sordu. (Ümmü Seleme) şöyle dedi: “Sana ağır gelen, kaçınılmaz bir durum olmadıkça onunla sürme çekme. (Öyle olursa) geceleyin sürme çekersin, gündüzün de silersin.”

Sonra Ümmü Seleme bu esnada şöyle dedi: Ebû Seleme vefat ettiğinde Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yanıma girdi; ben de gözüme sabır (sarısabır) sürmüştüm. “Bu nedir, ey Ümmü Seleme?” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! O sadece sabırdır, içinde koku yoktur” dedim. Buyurdu ki: “O, yüze parlaklık verir; onu yalnız geceleyin sür, gündüzün çıkar. Koku ile de kına ile de taranma; çünkü o (kına) bir boyadır.” (Ümmü Seleme) dedi ki: “Ey Allah'ın Resûlü! Ne ile taranayım?” dedim. “Sidr ile; onunla başını sıvarsın” buyurdu.

Sünen-i Ebû Dâvûd 2305, Kitap 13, Hadis 131

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ الْمُغِيرَةَ بْنَ الضَّحَّاكِ، يَقُولُ أَخْبَرَتْنِي أُمُّ حَكِيمٍ بِنْتُ أُسَيْدٍ، عَنْ أُمِّهَا، أَنَّ زَوْجَهَا، تُوُفِّيَ وَكَانَتْ تَشْتَكِي عَيْنَيْهَا فَتَكْتَحِلُ بِالْجَلاَءِ - قَالَ أَحْمَدُ الصَّوَابُ بِكُحْلِ الْجَلاَءِ - فَأَرْسَلَتْ مَوْلاَةً لَهَا إِلَى أُمِّ سَلَمَةَ فَسَأَلَتْهَا عَنْ كُحْلِ الْجَلاَءِ فَقَالَتْ لاَ تَكْتَحِلِي بِهِ إِلاَّ مِنْ أَمْرٍ لاَ بُدَّ مِنْهُ يَشْتَدُّ عَلَيْكِ فَتَكْتَحِلِينَ بِاللَّيْلِ وَتَمْسَحِينَهُ بِالنَّهَارِ . ثُمَّ قَالَتْ عِنْدَ ذَلِكَ أُمُّ سَلَمَةَ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ تُوُفِّيَ أَبُو سَلَمَةَ وَقَدْ جَعَلْتُ عَلَى عَيْنِي صَبِرًا فَقَالَ " مَا هَذَا يَا أُمَّ سَلَمَةَ " . فَقُلْتُ إِنَّمَا هُوَ صَبِرٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَيْسَ فِيهِ طِيبٌ . قَالَ " إِنَّهُ يَشُبُّ الْوَجْهَ فَلاَ تَجْعَلِيهِ إِلاَّ بِاللَّيْلِ وَتَنْزِعِينَهُ بِالنَّهَارِ وَلاَ تَمْتَشِطِي بِالطِّيبِ وَلاَ بِالْحِنَّاءِ فَإِنَّهُ خِضَابٌ " . قَالَتْ قُلْتُ بِأَىِّ شَىْءٍ أَمْتَشِطُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " بِالسِّدْرِ تُغَلِّفِينَ بِهِ رَأْسَكِ " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 2305 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü