Müşriklerden olan düşmanınla karşılaştığında onları üç hasletten birine davet et.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 2612, Kitap 15, Hadis 136
Sahih
Türkçe meal

Büreyde b. el-Husayb (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir seriyyeye veya orduya bir emir gönderdiğinde, ona özellikle kendi nefsi hakkında Allah'tan korkmayı ve beraberindeki Müslümanlara hayırla muamele etmeyi tavsiye eder ve şöyle buyururdu: “Müşriklerden olan düşmanınla karşılaştığında onları üç hasletten -veya üç şeyden- birine davet et; hangisine icabet ederlerse onlardan kabul et ve onlara dokunma. Onları İslâm'a davet et; eğer sana icabet ederlerse onlardan kabul et ve onlara dokunma. Sonra onları kendi yurtlarından muhacirlerin yurduna göç etmeye davet et ve onlara bildir ki, eğer bunu yaparlarsa muhacirlerin lehine olan (haklar) onların da lehine, muhacirlerin aleyhine olan (yükümlülükler) onların da aleyhine olacaktır. Eğer kabul etmez ve kendi yurtlarını seçerlerse, onlara bildir ki Müslümanların bedevileri gibi olacaklardır: Mü'minlere uygulanan Allah'ın hükmü onlara da uygulanır; ancak Müslümanlarla birlikte cihad etmedikçe fey' ve ganimetten onların bir payı olmaz. Eğer bunu da kabul etmezlerse onları cizye vermeye davet et; icabet ederlerse onlardan kabul et ve onlara dokunma. Eğer kabul etmezlerse Allah Teâlâ'dan yardım dile ve onlarla savaş. Bir kale halkını kuşattığında, onlar Allah Teâlâ'nın hükmüne göre teslim olmak isterlerse, onları (bu şartla) indirme; çünkü siz Allah'ın onlar hakkında ne hükmedeceğini bilemezsiniz. Fakat onları kendi hükmünüze göre indirin, sonra onlar hakkında dilediğiniz şekilde hükmedin.” Süfyân b. Uyeyne dedi ki: Alkame dedi ki: Bu hadisi Mukâtil b. Hayyân'a anlattım; o da: “Bana Müslim, Nu'mân b. Mukarrin'den, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) Süleymân b. Büreyde'nin hadisinin aynısını rivayet etti” dedi.

Ebû Dâvûd dedi ki: (Bu Müslim), İbn Heysam'dır.

Sünen-i Ebû Dâvûd 2612, Kitap 15, Hadis 136

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ الأَنْبَارِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا بَعَثَ أَمِيرًا عَلَى سَرِيَّةٍ أَوْ جَيْشٍ أَوْصَاهُ بِتَقْوَى اللَّهِ فِي خَاصَّةِ نَفْسِهِ وَبِمَنْ مَعَهُ مِنَ الْمُسْلِمِينَ خَيْرًا وَقَالَ " إِذَا لَقِيتَ عَدُوَّكَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ فَادْعُهُمْ إِلَى إِحْدَى ثَلاَثِ خِصَالٍ أَوْ خِلاَلٍ فَأَيَّتُهَا أَجَابُوكَ إِلَيْهَا فَاقْبَلْ مِنْهُمْ وَكُفَّ عَنْهُمُ ادْعُهُمْ إِلَى الإِسْلاَمِ فَإِنْ أَجَابُوكَ فَاقْبَلْ مِنْهُمْ وَكُفَّ عَنْهُمْ ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى التَّحَوُّلِ مِنْ دَارِهِمْ إِلَى دَارِ الْمُهَاجِرِينَ وَأَعْلِمْهُمْ أَنَّهُمْ إِنْ فَعَلُوا ذَلِكَ أَنَّ لَهُمْ مَا لِلْمُهَاجِرِينَ وَأَنَّ عَلَيْهِمْ مَا عَلَى الْمُهَاجِرِينَ فَإِنْ أَبَوْا وَاخْتَارُوا دَارَهُمْ فَأَعْلِمْهُمْ أَنَّهُمْ يَكُونُونَ كَأَعْرَابِ الْمُسْلِمِينَ يُجْرَى عَلَيْهِمْ حُكْمُ اللَّهِ الَّذِي يَجْرِي عَلَى الْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَكُونُ لَهُمْ فِي الْفَىْءِ وَالْغَنِيمَةِ نَصِيبٌ إِلاَّ أَنْ يُجَاهِدُوا مَعَ الْمُسْلِمِينَ فَإِنْ هُمْ أَبَوْا فَادْعُهُمْ إِلَى إِعْطَاءِ الْجِزْيَةِ فَإِنْ أَجَابُوا فَاقْبَلْ مِنْهُمْ وَكُفَّ عَنْهُمْ فَإِنْ أَبَوْا فَاسْتَعِنْ بِاللَّهِ تَعَالَى وَقَاتِلْهُمْ وَإِذَا حَاصَرْتَ أَهْلَ حِصْنٍ فَأَرَادُوكَ أَنْ تُنْزِلَهُمْ عَلَى حُكْمِ اللَّهِ تَعَالَى فَلاَ تُنْزِلْهُمْ فَإِنَّكُمْ لاَ تَدْرُونَ مَا يَحْكُمُ اللَّهُ فِيهِمْ وَلَكِنْ أَنْزِلُوهُمْ عَلَى حُكْمِكُمْ ثُمَّ اقْضُوا فِيهِمْ بَعْدُ مَا شِئْتُمْ " . قَالَ سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ قَالَ عَلْقَمَةُ فَذَكَرْتُ هَذَا الْحَدِيثَ لِمُقَاتِلِ بْنِ حَيَّانَ فَقَالَ حَدَّثَنِي مُسْلِمٌ - قَالَ أَبُو دَاوُدَ هُوَ ابْنُ هَيْصَمٍ - عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ مُقَرِّنٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ حَدِيثِ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 2612 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü