Allah'a yemin olsun ki bende korku olduğunu sanmasaydınız namazı uzatırdım.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 2660, Kitap 15, Hadis 184
Sahih
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) on kişiyi casus olarak gönderdi ve başlarına Âsım b. Sâbit'i emir tayin etti. Hüzeyl (kabilesi) yüz kadar okçu adamla onlara karşı çıktı. Âsım onları fark edince (sahâbîler) bir tepeye sığındılar. (Hüzeylliler) onlara: “İnin ve teslim olun; sizden hiç kimseyi öldürmeyeceğimize dair size ahd ve mîsak (söz ve teminat) var” dediler. Âsım: “Bana gelince, ben bir kâfirin himayesine inmem” dedi. Onlara ok attılar ve yedi kişi içinde Âsım'ı öldürdüler. Üç kişi ahd ve mîsaka (güvenerek) onlara indi; onlardan biri Hubeyb, (biri) Zeyd b. ed-Desine, biri de başka bir adamdı. (Hüzeylliler) onları ele geçirince yaylarının kirişlerini çözüp onlarla onları bağladılar. Üçüncü adam: “Bu, ilk hainliktir. Allah'a yemin olsun ki sizinle gelmem; benim için şunlarda (şehit arkadaşlarımda) bir örnek vardır” dedi. Onu çektiler; onlarla gitmekten kaçındı, onu da öldürdüler. Hubeyb, onu öldürmeye karar verinceye kadar esir kaldı. (Kasıklarını) traş etmek için bir ustura ödünç istedi. Onu öldürmek için dışarı çıkardıklarında Hubeyb onlara: “Bırakın da iki rekât namaz kılayım” dedi. Sonra şöyle dedi: “Allah'a yemin olsun ki bende korku olduğunu sanmasaydınız (namazı) uzatırdım.”

Sünen-i Ebû Dâvûd 2660, Kitap 15, Hadis 184

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - أَخْبَرَنَا ابْنُ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ جَارِيَةَ الثَّقَفِيُّ، - حَلِيفُ بَنِي زُهْرَةَ - عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشَرَةً عَيْنًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ عَاصِمَ بْنَ ثَابِتٍ فَنَفَرُوا لَهُمْ هُذَيْلٌ بِقَرِيبٍ مِنْ مِائَةِ رَجُلٍ رَامٍ فَلَمَّا أَحَسَّ بِهِمْ عَاصِمٌ لَجَئُوا إِلَى قَرْدَدٍ فَقَالُوا لَهُمُ انْزِلُوا فَأَعْطُوا بِأَيْدِيكُمْ وَلَكُمُ الْعَهْدُ وَالْمِيثَاقُ أَنْ لاَ نَقْتُلَ مِنْكُمْ أَحَدًا فَقَالَ عَاصِمٌ أَمَّا أَنَا فَلاَ أَنْزِلُ فِي ذِمَّةِ كَافِرٍ . فَرَمَوْهُمْ بِالنَّبْلِ فَقَتَلُوا عَاصِمًا فِي سَبْعَةِ نَفَرٍ وَنَزَلَ إِلَيْهِمْ ثَلاَثَةُ نَفَرٍ عَلَى الْعَهْدِ وَالْمِيثَاقِ مِنْهُمْ خُبَيْبٌ وَزَيْدُ بْنُ الدَّثِنَةِ وَرَجُلٌ آخَرُ فَلَمَّا اسْتَمْكَنُوا مِنْهُمْ أَطْلَقُوا أَوْتَارَ قِسِيِّهِمْ فَرَبَطُوهُمْ بِهَا فَقَالَ الرَّجُلُ الثَّالِثُ هَذَا أَوَّلُ الْغَدْرِ وَاللَّهِ لاَ أَصْحَبُكُمْ إِنَّ لِي بِهَؤُلاَءِ لأُسْوَةً . فَجَرُّوهُ فَأَبَى أَنْ يَصْحَبَهُمْ فَقَتَلُوهُ فَلَبِثَ خُبَيْبٌ أَسِيرًا حَتَّى أَجْمَعُوا قَتْلَهُ فَاسْتَعَارَ مُوسَى يَسْتَحِدُّ بِهَا فَلَمَّا خَرَجُوا بِهِ لِيَقْتُلُوهُ قَالَ لَهُمْ خُبَيْبٌ دَعُونِي أَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ قَالَ وَاللَّهِ لَوْلاَ أَنْ تَحْسِبُوا مَا بِي جَزَعًا لَزِدْتُ .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 2660 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü