Hayber halkı altın, gümüş ve silahların Resûlullah'a ait olması şartıyla sulh yaptı.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 3006, Kitap 20, Hadis 79
Senedi hasen
Türkçe meal

Abdullah b. Ömer (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Hayber halkıyla savaştı; hurmalıklara ve araziye galip geldi ve onları kalelerine sığınmaya mecbur etti. Onlar da altın, gümüş ve silahların Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem), develerinin taşıyabildiklerinin de kendilerine ait olması şartıyla onunla sulh yaptılar; hiçbir şeyi gizlememeleri ve saklamamaları şartıyla. Eğer bunu yaparlarsa ne zimmetleri ne de ahitleri olacaktı. (Buna rağmen) Huyey b. Ahtab'a ait bir deri torbayı sakladılar. (Huyey) Hayber'den önce öldürülmüştü; Benî Nadîr sürüldüğü gün onu yanında taşımıştı; içinde onların ziynetleri vardı. (İbn Ömer) dedi ki: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Sa'ye'ye: “Huyey b. Ahtab'ın deri torbası nerede?” diye sordu. “Savaşlar ve harcamalar onu tüketti” dedi. Sonra torbayı buldular. Bunun üzerine (Peygamber) İbn Ebü'l-Hukayk'ı öldürdü, kadınlarını ve çocuklarını esir aldı ve onları sürmek istedi. “Ey Muhammed! Bizi bırak, bu arazide çalışalım; dilediğin müddetçe yarısı bizim, yarısı sizin olsun” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hanımlarından her birine seksen vesk hurma ve yirmi vesk arpa verirdi.

Sünen-i Ebû Dâvûd 3006, Kitap 20, Hadis 79

Arapça metin
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَبِي الزَّرْقَاءِ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ - أَحْسِبُهُ - عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَاتَلَ أَهْلَ خَيْبَرَ فَغَلَبَ عَلَى النَّخْلِ وَالأَرْضِ وَأَلْجَأَهُمْ إِلَى قَصْرِهِمْ فَصَالَحُوهُ عَلَى أَنَّ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصَّفْرَاءَ وَالْبَيْضَاءَ وَالْحَلْقَةَ وَلَهُمْ مَا حَمَلَتْ رِكَابُهُمْ عَلَى أَنْ لاَ يَكْتُمُوا وَلاَ يُغَيِّبُوا شَيْئًا فَإِنْ فَعَلُوا فَلاَ ذِمَّةَ لَهُمْ وَلاَ عَهْدَ فَغَيَّبُوا مَسْكًا لِحُيَىِّ بْنِ أَخْطَبَ وَقَدْ كَانَ قُتِلَ قَبْلَ خَيْبَرَ كَانَ احْتَمَلَهُ مَعَهُ يَوْمَ بَنِي النَّضِيرِ حِينَ أُجْلِيَتِ النَّضِيرُ فِيهِ حُلِيُّهُمْ قَالَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِسَعْيَةَ " أَيْنَ مَسْكُ حُيَىِّ بْنِ أَخْطَبَ " . قَالَ أَذْهَبَتْهُ الْحُرُوبُ وَالنَّفَقَاتُ . فَوَجَدُوا الْمَسْكَ فَقَتَلَ ابْنَ أَبِي الْحُقَيْقِ وَسَبَى نِسَاءَهُمْ وَذَرَارِيَّهُمْ وَأَرَادَ أَنْ يُجْلِيَهُمْ فَقَالُوا يَا مُحَمَّدُ دَعْنَا نَعْمَلْ فِي هَذِهِ الأَرْضِ وَلَنَا الشَّطْرُ مَا بَدَا لَكَ وَلَكُمُ الشَّطْرُ . وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْطِي كُلَّ امْرَأَةٍ مِنْ نِسَائِهِ ثَمَانِينَ وَسْقًا مِنْ تَمْرٍ وَعِشْرِينَ وَسْقًا مِنْ شَعِيرٍ .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 3006 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü