Allah yolunda öldürülmenin dışında şehadet yedidir: tâundan, boğularak, yanarak ve yıkıntı altında ölen şehittir.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 3111, Kitap 21, Hadis 23
Sahih
Türkçe meal

Câbir b. Atîk (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Abdullah b. Sâbit'i ziyarete geldi; onu (hastalığa) yenik düşmüş (kendinden geçmiş) buldu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona seslendi, fakat cevap vermedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) istircâ etti (İnnâ lillâh... dedi) ve: “Ey Ebü'r-Rebî'! Senin hakkında (Allah'ın takdirine) yenik düştük” buyurdu. Kadınlar bağırıp ağladılar. İbn Atîk onları susturmaya başladı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bırak onları! Vücûb gerçekleşince (artık) hiçbir ağlayan (kadın) ağlamasın” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! Vücûb nedir?” dediler. “Ölümdür” buyurdu. (Abdullah'ın) kızı: “Allah'a yemin ederim ki ben senin şehit olmanı umuyordum; çünkü sen (cihad) hazırlığını tamamlamıştın” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Aziz ve Celîl olan Allah onun ecrini niyetine göre vermiştir. Siz şehadeti ne sayıyorsunuz?” “Allah yolunda öldürülmeyi” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah yolunda öldürülmenin dışında şehadet yedidir: Tâundan ölen şehittir, suda boğulan şehittir, zâtülcenpten (akciğer zarı iltihabından) ölen şehittir, karın hastalığından ölen şehittir, yanarak ölen şehittir, yıkıntı altında ölen şehittir, karnında çocuğuyla ölen kadın şehittir.”

Sünen-i Ebû Dâvûd 3111, Kitap 21, Hadis 23

Arapça metin
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَابِرِ بْنِ عَتِيكٍ، عَنْ عَتِيكِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ عَتِيكٍ، - وَهُوَ جَدُّ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ أَبُو أُمِّهِ - أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَمَّهُ جَابِرَ بْنَ عَتِيكٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَ يَعُودُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ ثَابِتٍ فَوَجَدَهُ قَدْ غُلِبَ فَصَاحَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يُجِبْهُ فَاسْتَرْجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " غُلِبْنَا عَلَيْكَ يَا أَبَا الرَّبِيعِ " . فَصَاحَ النِّسْوَةُ وَبَكَيْنَ فَجَعَلَ ابْنُ عَتِيكٍ يُسْكِتُهُنَّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " دَعْهُنَّ فَإِذَا وَجَبَ فَلاَ تَبْكِيَنَّ بَاكِيَةٌ " . قَالُوا وَمَا الْوُجُوبُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " الْمَوْتُ " . قَالَتِ ابْنَتُهُ وَاللَّهِ إِنْ كُنْتُ لأَرْجُو أَنْ تَكُونَ شَهِيدًا فَإِنَّكَ كُنْتَ قَدْ قَضَيْتَ جِهَازَكَ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَدْ أَوْقَعَ أَجْرَهُ عَلَى قَدْرِ نِيَّتِهِ وَمَا تَعُدُّونَ الشَّهَادَةَ " . قَالُوا الْقَتْلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الشَّهَادَةُ سَبْعٌ سِوَى الْقَتْلِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ الْمَطْعُونُ شَهِيدٌ وَالْغَرِقُ شَهِيدٌ وَصَاحِبُ ذَاتِ الْجَنْبِ شَهِيدٌ وَالْمَبْطُونُ شَهِيدٌ وَصَاحِبُ الْحَرِيقِ شَهِيدٌ وَالَّذِي يَمُوتُ تَحْتَ الْهَدْمِ شَهِيدٌ وَالْمَرْأَةُ تَمُوتُ بِجُمْعٍ شَهِيدٌ " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 3111 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü