Abdullah b. Amr b. el-Âs (radıyallahu anhümâ) şöyle anlattı:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte –yani bir ölüyü– defnettik. (Defni) bitirince Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) döndü, biz de onunla birlikte döndük. Kapısının hizasına gelince durdu. Bir de baktık ki karşıdan bir kadın geliyor –(Râvi) dedi ki: Zannedersem (Peygamber) onu tanıdı–. (Kadın) gidince (anladık ki) o, Fâtıma (aleyhesselâm) imiş. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Ey Fâtıma! Seni evinden ne çıkardı?” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! Şu ev halkına geldim; ölülerine rahmet diledim yahut onlara ölüleri için taziyede bulundum” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Belki de onlarla birlikte küdâya kadar gitmişsindir?” buyurdu. “Allah korusun! Senin bu hususta söylediklerini işitmişken (bunu yapar mıyım)?” dedi. (Peygamber): “Eğer onlarla birlikte küdâya kadar gitmiş olsaydın...” buyurdu ve bu hususta ağır bir söz söyledi. (Râvi Mufaddal dedi ki:) Rebîa'ya küdâyı sordum; “Zannedersem kabirlerdir” dedi.
Sünen-i Ebû Dâvûd 3123, Kitap 21, Hadis 35