Bilmemenin şifası ancak sormaktır; yaralıya teyemmüm edip yarasını sarması ve üzerine mesh etmesi yeterdi.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 336, Kitap 1, Hadis 336
حسن دون قوله إنما كان يكفيه (الألباني)
Türkçe meal

Câbir (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Bir yolculuğa çıktık. İçimizden bir adama bir taş isabet edip başını yardı. Sonra adam ihtilâm oldu. Arkadaşlarına sorarak “Teyemmüm etmem için bana bir ruhsat buluyor musunuz?” dedi. “Sen suya güç yetirebildiğin hâlde senin için bir ruhsat bulamıyoruz” dediler. O da yıkandı ve öldü. Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına vardığımızda bu durum kendisine haber verildi. Şöyle buyurdu: “Onu öldürdüler, Allah da onları öldürsün! Bilmiyorlardıysa sormalı değiller miydi? Bilmemenin şifası ancak sormaktır. Teyemmüm etmesi ve yarasının üzerine bir bez sıkması” –yahut “sarması”; (bu hususta) Mûsâ şüphe etti– “sonra onun üzerine mesh edip bedeninin geri kalanını yıkaması ona yeterdi.”

Sünen-i Ebû Dâvûd 336, Kitap 1, Hadis 336

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَنْطَاكِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ خُرَيْقٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ خَرَجْنَا فِي سَفَرٍ فَأَصَابَ رَجُلاً مِنَّا حَجَرٌ فَشَجَّهُ فِي رَأْسِهِ ثُمَّ احْتَلَمَ فَسَأَلَ أَصْحَابَهُ فَقَالَ هَلْ تَجِدُونَ لِي رُخْصَةً فِي التَّيَمُّمِ فَقَالُوا مَا نَجِدُ لَكَ رُخْصَةً وَأَنْتَ تَقْدِرُ عَلَى الْمَاءِ فَاغْتَسَلَ فَمَاتَ فَلَمَّا قَدِمْنَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أُخْبِرَ بِذَلِكَ فَقَالَ " قَتَلُوهُ قَتَلَهُمُ اللَّهُ أَلاَّ سَأَلُوا إِذْ لَمْ يَعْلَمُوا فَإِنَّمَا شِفَاءُ الْعِيِّ السُّؤَالُ إِنَّمَا كَانَ يَكْفِيهِ أَنْ يَتَيَمَّمَ وَيَعْصِرَ " . أَوْ " يَعْصِبَ " . شَكَّ مُوسَى " عَلَى جُرْحِهِ خِرْقَةً ثُمَّ يَمْسَحَ عَلَيْهَا وَيَغْسِلَ سَائِرَ جَسَدِهِ " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 336 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü