İbn Mes'ûd: Resûlullah'ın lânet ettiğine neden lânet etmeyeyim? O, Allah'ın Kitabı'nda da vardır.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 4169, Kitap 35, Hadis 11
Sahih
Türkçe meal

Abdullah b. Mes'ûd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Allah dövme yapan (vâşimât) ve yaptıran (müstevşimât) kadınlara lânet etsin. Muhammed (b. Îsâ) “saç ekleyenlere (vâsılât)” dedi; Osman (b. Ebû Şeybe) ise “(yüz ve kaş) kıllarını aldıranlara (mütenemmisât)” dedi. Sonra ikisi ittifakla (şöyle dedi): “Güzellik için dişlerinin arasını seyrekleştirenlere (mütefellicât), Allah'ın (azze ve celle) yaratışını değiştirenlere.” Bu söz, Benî Esed'den Ümmü Ya'kûb denilen bir kadına ulaştı. Osman (şunu) ekledi: “(Bu kadın) Kur'ân okurdu.” Sonra ikisi ittifakla (şöyle dedi): (Kadın) ona geldi ve dedi ki: “Senin, dövme yapan ve yaptıran kadınlara...” Muhammed “saç ekleyenlere” dedi, Osman “kıllarını aldıranlara” dedi; sonra ikisi ittifakla “dişlerini seyrekleştirenlere” dedi, Osman (ayrıca) “güzellik için Allah'ın yaratışını değiştirenlere” dedi, “lânet ettiğin haberi bana ulaştı.” (İbn Mes'ûd): “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) lânet ettiği kimseye ben neden lânet etmeyeyim? O, Allah'ın Kitabı'nda da vardır” dedi. (Kadın): “Mushafın iki kapağı arasındakini (baştan sona) okudum, onu bulamadım” dedi. (İbn Mes'ûd): “Allah'a yemin ederim ki eğer onu (gerçekten) okumuş olsaydın, onu bulurdun” dedi. Sonra şu âyeti okudu: “Peygamber size ne verdiyse onu alın, sizi neden nehyettiyse ondan da sakının.” (Haşr 59/7) (Kadın): “Ben bunlardan bir kısmını senin hanımının üzerinde görüyorum” dedi. (İbn Mes'ûd): “Gir de bak” dedi. (Kadın) girdi, sonra çıktı. (İbn Mes'ûd): “Ne gördün?” dedi. Osman'ın rivayetinde ise: (Kadın): “(Bir şey) görmedim” dedi. (İbn Mes'ûd): “Eğer öyle olsaydı, (hanımım) bizimle beraber olmazdı” dedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd 4169, Kitap 35, Hadis 11

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ لَعَنَ اللَّهُ الْوَاشِمَاتِ وَالْمُسْتَوْشِمَاتِ . قَالَ مُحَمَّدٌ وَالْوَاصِلاَتِ وَقَالَ عُثْمَانُ وَالْمُتَنَمِّصَاتِ ثُمَّ اتَّفَقَا وَالْمُتَفَلِّجَاتِ لِلْحُسْنِ الْمُغَيِّرَاتِ خَلْقَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ . فَبَلَغَ ذَلِكَ امْرَأَةً مِنْ بَنِي أَسَدٍ يُقَالُ لَهَا أُمُّ يَعْقُوبَ . زَادَ عُثْمَانُ كَانَتْ تَقْرَأُ الْقُرْآنَ ثُمَّ اتَّفَقَا فَأَتَتْهُ فَقَالَتْ بَلَغَنِي عَنْكَ أَنَّكَ لَعَنْتَ الْوَاشِمَاتِ وَالْمُسْتَوْشِمَاتِ . قَالَ مُحَمَّدٌ وَالْوَاصِلاَتِ وَقَالَ عُثْمَانُ وَالْمُتَنَمِّصَاتِ ثُمَّ اتَّفَقَا وَالْمُتَفَلِّجَاتِ قَالَ عُثْمَانُ لِلْحُسْنِ الْمُغَيِّرَاتِ خَلْقَ اللَّهِ تَعَالَى . فَقَالَ وَمَا لِي لاَ أَلْعَنُ مَنْ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ فِي كِتَابِ اللَّهِ تَعَالَى قَالَتْ لَقَدْ قَرَأْتُ مَا بَيْنَ لَوْحَىِ الْمُصْحَفِ فَمَا وَجَدْتُهُ . فَقَالَ وَاللَّهِ لَئِنْ كُنْتِ قَرَأْتِيهِ لَقَدْ وَجَدْتِيهِ ثُمَّ قَرَأَ { وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا } قَالَتْ إِنِّي أَرَى بَعْضَ هَذَا عَلَى امْرَأَتِكَ . قَالَ فَادْخُلِي فَانْظُرِي . فَدَخَلَتْ ثُمَّ خَرَجَتْ فَقَالَ مَا رَأَيْتِ وَقَالَ عُثْمَانُ فَقَالَتْ مَا رَأَيْتُ . فَقَالَ لَوْ كَانَ ذَلِكَ مَا كَانَتْ مَعَنَا .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 4169 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü