Amr b. Meymûn el-Evdî şöyle anlattı:
Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) bize elçisi olarak Muâz b. Cebel Yemen'e yanımıza geldi. Sabah namazında onun tekbirini işittim; kalın ve boğuk sesli bir adamdı. Kalbime onun sevgisi düştü; Şam'da onu ölü olarak defnedinceye kadar ondan ayrılmadım. Sonra ondan sonra insanların en fakihinin kim olduğuna baktım; İbn Mes'ûd'a geldim ve o vefat edinceye kadar ondan ayrılmadım. (İbn Mes'ûd) dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana şöyle buyurdu: “Başınıza namazı vaktinin dışında kılan emîrler geldiğinde hâliniz nice olur?” “Ey Allah'ın Resûlü! Bu bana yetişirse bana ne emredersin?” dedim. “Namazı vaktinde kıl, onlarla kıldığın namazı da nafile kıl” buyurdu.
Sünen-i Ebû Dâvûd 432, Kitap 2, Hadis 42
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، دُحَيْمٌ الدِّمَشْقِيُّ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي حَسَّانُ، - يَعْنِي ابْنَ عَطِيَّةَ - عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَابِطٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ الأَوْدِيِّ، قَالَ قَدِمَ عَلَيْنَا مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ الْيَمَنَ رَسُولُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَيْنَا - قَالَ - فَسَمِعْتُ تَكْبِيرَهُ مَعَ الْفَجْرِ رَجُلٌ أَجَشُّ الصَّوْتِ - قَالَ - فَأُلْقِيَتْ عَلَيْهِ مَحَبَّتِي فَمَا فَارَقْتُهُ حَتَّى دَفَنْتُهُ بِالشَّامِ مَيْتًا ثُمَّ نَظَرْتُ إِلَى أَفْقَهِ النَّاسِ بَعْدَهُ فَأَتَيْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ فَلَزِمْتُهُ حَتَّى مَاتَ فَقَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَيْفَ بِكُمْ إِذَا أَتَتْ عَلَيْكُمْ أُمَرَاءُ يُصَلُّونَ الصَّلاَةَ لِغَيْرِ مِيقَاتِهَا " . قُلْتُ فَمَا تَأْمُرُنِي إِنْ أَدْرَكَنِي ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " صَلِّ الصَّلاَةَ لِمِيقَاتِهَا وَاجْعَلْ صَلاَتَكَ مَعَهُمْ سُبْحَةً " .