Öyle bir tövbe etti ki, onu Medine halkı etseydi, onlardan kabul edilirdi.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 4379, Kitap 40, Hadis 29
حسن دون قوله ارجموه والأرجح أنه لم يرجم (الألباني)
Türkçe meal

Vâil b. Hucr (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında bir kadın namaz kılmak için (evinden) çıktı. Bir adam önüne çıktı, onu (zorla) altına aldı ve ondan ihtiyacını giderdi. Kadın bağırdı; (adam) da gitti. (O sırada) yanından bir adam geçti; kadın: “Şu (adam) bana şöyle şöyle yaptı” dedi. Muhâcirlerden bir topluluk geçti; (onlara da): “Şu adam bana şöyle şöyle yaptı” dedi. Gittiler ve kadının, kendisiyle ilişkiye girdiğini sandığı adamı yakalayıp ona getirdiler. Kadın: “Evet, işte bu” dedi. Onu Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiler. (Peygamber) onun hakkında (recm) emri verince, kadınla ilişkiye giren asıl kişi kalkıp: “Ey Allah'ın Resûlü! Onun sahibi (o işi yapan) benim” dedi. (Peygamber kadına): “Git, Allah seni bağışladı” buyurdu. Adama da güzel bir söz söyledi -Ebû Dâvûd dedi ki: Yani yakalanan adama.- Kadınla ilişkiye giren adam için de: “Onu recmedin” buyurdu. Ve şöyle buyurdu: “Öyle bir tövbe etti ki, onu Medine halkı etseydi, onlardan kabul edilirdi.”

Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Esbât b. Nasr da Simâk'tan rivayet etti.

Sünen-i Ebû Dâvûd 4379, Kitap 40, Hadis 29

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا الْفِرْيَابِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، حَدَّثَنَا سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ امْرَأَةً، خَرَجَتْ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تُرِيدُ الصَّلاَةَ فَتَلَقَّاهَا رَجُلٌ فَتَجَلَّلَهَا فَقَضَى حَاجَتَهُ مِنْهَا فَصَاحَتْ وَانْطَلَقَ فَمَرَّ عَلَيْهَا رَجُلٌ فَقَالَتْ إِنَّ ذَاكَ فَعَلَ بِي كَذَا وَكَذَا وَمَرَّتْ عِصَابَةٌ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ فَقَالَتْ إِنَّ ذَلِكَ الرَّجُلَ فَعَلَ بِي كَذَا وَكَذَا . فَانْطَلَقُوا فَأَخَذُوا الرَّجُلَ الَّذِي ظَنَّتْ أَنَّهُ وَقَعَ عَلَيْهَا فَأَتَوْهَا بِهِ فَقَالَتْ نَعَمْ هُوَ هَذَا . فَأَتَوْا بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا أَمَرَ بِهِ قَامَ صَاحِبُهَا الَّذِي وَقَعَ عَلَيْهَا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَا صَاحِبُهَا . فَقَالَ " اذْهَبِي فَقَدْ غَفَرَ اللَّهُ لَكِ " . وَقَالَ لِلرَّجُلِ قَوْلاً حَسَنًا . قَالَ أَبُو دَاوُدَ يَعْنِي الرَّجُلَ الْمَأْخُوذَ وَقَالَ لِلرَّجُلِ الَّذِي وَقَعَ عَلَيْهَا " ارْجُمُوهُ " . فَقَالَ " لَقَدْ تَابَ تَوْبَةً لَوْ تَابَهَا أَهْلُ الْمَدِينَةِ لَقُبِلَ مِنْهُمْ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ أَسْبَاطُ بْنُ نَصْرٍ أَيْضًا عَنْ سِمَاكٍ .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 4379 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü