Câbir: Onu bıraksaydınız ya sözü haddi terk etmek için değil, Mâiz'in durumunu tespit etmek içindi.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 4420, Kitap 40, Hadis 70
Hasen
Türkçe meal

Câbir b. Abdullah (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

(Muhammed b. İshâk dedi ki:) Âsım b. Ömer b. Katâde'ye Mâiz b. Mâlik'in kıssasını andım. Bana şöyle dedi: Bana Hasan b. Muhammed b. Ali b. Ebû Tâlib anlattı; dedi ki: Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) “Onu bıraksaydınız ya!” sözünü bana Eslem (kabilesi) adamlarından dilediğiniz, itham etmediğim kimseler anlattı. (Hasan) dedi ki: Ben bu hadisi bilmiyordum. Câbir b. Abdullah'a gelip: “Eslem'den bazı adamlar, kendisine taşlar isabet ettiğinde Mâiz'in feryat ettiğini anlattıklarında Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara ‘Onu bıraksaydınız ya!’ dediğini anlatıyorlar. Ben bu hadisi bilmiyorum” dedim. (Câbir) şöyle dedi: “Kardeşimin oğlu! Bu hadisi insanların en iyi bileni benim. O adamı recmedenler arasındaydım. Onu (şehir dışına) çıkarıp recmettiğimizde taşların acısını duyunca bize: ‘Ey kavmim! Beni Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) geri götürün. Kavmim beni öldürdü ve canım hususunda beni aldattı; Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) beni öldürmeyeceğini bana haber verdiler’ diye bağırdı. Biz onu öldürünceye kadar (taşlamaktan) vazgeçmedik. Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) dönüp ona haber verdiğimizde: ‘Onu bıraksaydınız ve bana getirseydiniz ya!’ buyurdu. (Bu,) Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ondan (durumu) iyice tespit etmesi içindi; haddi terk etmek için ise değil.” (Hasan) dedi ki: Bunun üzerine hadisin yönünü anladım.

Sünen-i Ebû Dâvûd 4420, Kitap 40, Hadis 70

Arapça metin
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ ذَكَرْتُ لِعَاصِمِ بْنِ عُمَرَ بْنِ قَتَادَةَ قِصَّةَ مَاعِزِ بْنِ مَالِكٍ فَقَالَ لِي حَدَّثَنِي حَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي ذَلِكَ، مِنْ قَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَهَلاَّ تَرَكْتُمُوهُ " . مَنْ شِئْتُمْ مِنْ رِجَالِ أَسْلَمَ مِمَّنْ لاَ أَتَّهِمُ . قَالَ وَلَمْ أَعْرِفْ هَذَا الْحَدِيثَ قَالَ فَجِئْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ فَقُلْتُ إِنَّ رِجَالاً مِنْ أَسْلَمَ يُحَدِّثُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُمْ حِينَ ذَكَرُوا لَهُ جَزَعَ مَاعِزٍ مِنَ الْحِجَارَةِ حِينَ أَصَابَتْهُ " أَلاَّ تَرَكْتُمُوهُ " . وَمَا أَعْرِفُ الْحَدِيثَ قَالَ يَا ابْنَ أَخِي أَنَا أَعْلَمُ النَّاسِ بِهَذَا الْحَدِيثِ كُنْتُ فِيمَنْ رَجَمَ الرَّجُلَ إِنَّا لَمَّا خَرَجْنَا بِهِ فَرَجَمْنَاهُ فَوَجَدَ مَسَّ الْحِجَارَةِ صَرَخَ بِنَا يَا قَوْمِ رُدُّونِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنَّ قَوْمِي قَتَلُونِي وَغَرُّونِي مِنْ نَفْسِي وَأَخْبَرُونِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ قَاتِلِي فَلَمْ نَنْزِعْ عَنْهُ حَتَّى قَتَلْنَاهُ فَلَمَّا رَجَعْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَخْبَرْنَاهُ قَالَ " فَهَلاَّ تَرَكْتُمُوهُ وَجِئْتُمُونِي بِهِ " . لِيَسْتَثْبِتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْهُ فَأَمَّا لِتَرْكِ حَدٍّ فَلاَ قَالَ فَعَرَفْتُ وَجْهَ الْحَدِيثِ .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 4420 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü