Berâ b. Âzib (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanından (yüzü) kömürle karartılmış, sopa vurulmuş bir Yahudi geçirildi. (Peygamber) onları çağırdı ve: “Zina edenin haddini böyle mi buluyorsunuz?” buyurdu. “Evet” dediler. Bunun üzerine âlimlerinden bir adamı çağırdı ve ona: “Tevrat'ı Mûsâ'ya indiren Allah adına sana yemin veriyorum: Kitabınızda zina edenin haddini böyle mi buluyorsunuz?” dedi. (Adam) şöyle dedi: “Allah'ım hayır! Bana bununla yemin verdirmeseydin sana haber vermezdim. Kitabımızda zina edenin haddini recm olarak buluyoruz. Fakat (zina) eşrafımız arasında çoğaldı. Şerefli adamı yakaladığımızda onu bırakıyor, zayıf adamı yakaladığımızda ona haddi uyguluyorduk. Bunun üzerine: ‘Gelin, şerefliye de düşkün olana da uygulayacağımız bir şey üzerinde birleşelim’ dedik ve yüzü kömürle karartma ve sopa vurma üzerinde birleştik, recmi bıraktık.” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Allah'ım! Onlar senin emrini öldürmüşken onu dirilten ilk kişi benim” buyurdu ve emretti, (Yahudi) recmedildi.
Bunun üzerine Allah azze ve celle şu (âyetleri) indirdi: “Ey Resûl! Küfürde koşuşanlar seni üzmesin...” şu sözüne kadar: “...Eğer size bu verilirse alın; verilmezse sakının, derler” şu sözüne kadar: “Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir” (Mâide 5/41-44) -Yahudiler hakkında- şu sözüne kadar: “Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir” (Mâide 5/45) -Yahudiler hakkında- şu sözüne kadar: “Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir” (Mâide 5/47). (Berâ) dedi ki: Bunların hepsi kâfirler hakkındadır; yani bu âyet(ler).
Sünen-i Ebû Dâvûd 4448, Kitap 40, Hadis 98