Elimdeki şu ön kol bana haber verdi; eğer peygamberse ona asla zarar vermez dedim.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 4510, Kitap 41, Hadis 17
Zayıf
Türkçe meal

İbn Şihâb (ez-Zührî) şöyle dedi:

Câbir b. Abdullah şöyle anlatırdı: Hayber halkından Yahudi bir kadın kızartılmış bir koyunu zehirledi, sonra onu Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) hediye etti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) (koyunun) ön kolunu alıp ondan yedi; ashabından bir grup da onunla birlikte yedi. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara: “Ellerinizi çekin!” buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Yahudi kadına (birini) gönderip onu çağırdı ve ona: “Bu koyunu sen mi zehirledin?” dedi. Yahudi kadın: “Sana kim haber verdi?” dedi. (Resûlullah) ön kolu kastederek: “Elimdeki şu bana haber verdi” buyurdu. (Kadın): “Evet” dedi. (Resûlullah): “Bununla neyi amaçladın?” dedi. (Kadın) şöyle dedi: “Kendi kendime, ‘Eğer peygamberse ona asla zarar vermez; değilse ondan kurtulmuş oluruz’ dedim.” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu affetti ve onu cezalandırmadı. Koyundan yiyen ashabından bazıları vefat etti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) koyundan yediği şey sebebiyle iki omuzunun arasına (kâhil) hacamat yaptırdı. Onu, Ensâr'dan Benî Beyâza'nın mevlâsı Ebû Hind, boynuz ve bıçakla hacamat etti.

Sünen-i Ebû Dâvûd 4510, Kitap 41, Hadis 17

Arapça metin
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْمَهْرِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ كَانَ جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ يُحَدِّثُ أَنَّ يَهُودِيَّةً، مِنْ أَهْلِ خَيْبَرَ سَمَّتْ شَاةً مَصْلِيَّةً ثُمَّ أَهْدَتْهَا لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الذِّرَاعَ فَأَكَلَ مِنْهَا وَأَكَلَ رَهْطٌ مِنْ أَصْحَابِهِ مَعَهُ ثُمَّ قَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ارْفَعُوا أَيْدِيَكُمْ " . وَأَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْيَهُودِيَّةِ فَدَعَاهَا فَقَالَ لَهَا " أَسَمَمْتِ هَذِهِ الشَّاةَ " . قَالَتِ الْيَهُودِيَّةُ مَنْ أَخْبَرَكَ قَالَ " أَخْبَرَتْنِي هَذِهِ فِي يَدِي " . لِلذِّرَاعِ . قَالَتْ نَعَمْ . قَالَ " فَمَا أَرَدْتِ إِلَى ذَلِكَ " . قَالَتْ قُلْتُ إِنْ كَانَ نَبِيًّا فَلَنْ يَضُرَّهُ وَإِنْ لَمْ يَكُنِ اسْتَرَحْنَا مِنْهُ . فَعَفَا عَنْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يُعَاقِبْهَا وَتُوُفِّيَ بَعْضُ أَصْحَابِهِ الَّذِينَ أَكَلُوا مِنَ الشَّاةِ وَاحْتَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى كَاهِلِهِ مِنْ أَجْلِ الَّذِي أَكَلَ مِنَ الشَّاةِ حَجَمَهُ أَبُو هِنْدٍ بِالْقَرْنِ وَالشَّفْرَةِ وَهُوَ مَوْلًى لِبَنِي بَيَاضَةَ مِنَ الأَنْصَارِ .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 4510 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü