Bedevî Peygamber'i ridâsından çekip boynunu kızarttı; o ise iki devesine arpa ve hurma yükletti.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 4775, Kitap 43, Hadis 3
Zayıf
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) meclisde bizimle oturur, bize konuşurdu. Kalktığı zaman biz de kalkar, hanımlarından birinin evine girdiğini görünceye kadar ayakta dururduk. Bir gün bize konuştu; o kalkınca biz de kalktık. Bir de baktık ki bir bedevî ona yetişmiş, ridâsından (üst örtüsünden) çekip boynunu kızartmış. -Ebû Hüreyre dedi ki: O, kaba bir ridâ idi.- (Peygamber) dönüp baktı. Bedevî ona: “Şu iki devemi bana yükle! Çünkü sen bana ne kendi malından ne de babanın malından yüklüyorsun” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Hayır! Allah'tan bağışlanma dilerim. Hayır! Allah'tan bağışlanma dilerim. Hayır! Allah'tan bağışlanma dilerim. Beni çektiğin bu çekişin kısasını bana verdirmedikçe sana yüklemem” buyurdu. Bedevî her defasında ona: “Allah'a yemin ederim ki onun kısasını sana vermem” diyordu. (Râvi) hadisi (sonuna kadar) zikretti. (Ebû Hüreyre) dedi ki: Sonra (Peygamber) bir adamı çağırdı ve ona: “Şu iki devesine yükle: Bir deveye arpa, diğerine hurma” buyurdu. Sonra bize dönüp: “Allah Teâlâ'nın bereketiyle dağılın” buyurdu.

Sünen-i Ebû Dâvûd 4775, Kitap 43, Hadis 3

Arapça metin
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ هِلاَلٍ، سَمِعَ أَبَاهُ، يُحَدِّثُ قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَهُوَ يُحَدِّثُنَا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَجْلِسُ مَعَنَا فِي الْمَجْلِسِ يُحَدِّثُنَا فَإِذَا قَامَ قُمْنَا قِيَامًا حَتَّى نَرَاهُ قَدْ دَخَلَ بَعْضَ بُيُوتِ أَزْوَاجِهِ فَحَدَّثَنَا يَوْمًا فَقُمْنَا حِينَ قَامَ فَنَظَرْنَا إِلَى أَعْرَابِيٍّ قَدْ أَدْرَكَهُ فَجَبَذَهُ بِرِدَائِهِ فَحَمَّرَ رَقَبَتَهُ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَكَانَ رِدَاءً خَشِنًا فَالْتَفَتَ فَقَالَ لَهُ الأَعْرَابِيُّ احْمِلْ لِي عَلَى بَعِيرَىَّ هَذَيْنِ فَإِنَّكَ لاَ تَحْمِلُ لِي مِنْ مَالِكَ وَلاَ مِنْ مَالِ أَبِيكَ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ وَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ لاَ وَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ لاَ وَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ لاَ أَحْمِلُ لَكَ حَتَّى تُقِيدَنِي مِنْ جَبْذَتِكَ الَّتِي جَبَذْتَنِي " . فَكُلُّ ذَلِكَ يَقُولُ لَهُ الأَعْرَابِيُّ وَاللَّهِ لاَ أَقِيدُكَهَا . فَذَكَرَ الْحَدِيثَ قَالَ ثُمَّ دَعَا رَجُلاً فَقَالَ لَهُ " احْمِلْ لَهُ عَلَى بَعِيرَيْهِ هَذَيْنِ عَلَى بَعِيرٍ شَعِيرًا وَعَلَى الآخَرِ تَمْرًا " . ثُمَّ الْتَفَتَ إِلَيْنَا فَقَالَ " انْصَرِفُوا عَلَى بَرَكَةِ اللَّهِ تَعَالَى " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 4775 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü