Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) meclisde bizimle oturur, bize konuşurdu. Kalktığı zaman biz de kalkar, hanımlarından birinin evine girdiğini görünceye kadar ayakta dururduk. Bir gün bize konuştu; o kalkınca biz de kalktık. Bir de baktık ki bir bedevî ona yetişmiş, ridâsından (üst örtüsünden) çekip boynunu kızartmış. -Ebû Hüreyre dedi ki: O, kaba bir ridâ idi.- (Peygamber) dönüp baktı. Bedevî ona: “Şu iki devemi bana yükle! Çünkü sen bana ne kendi malından ne de babanın malından yüklüyorsun” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Hayır! Allah'tan bağışlanma dilerim. Hayır! Allah'tan bağışlanma dilerim. Hayır! Allah'tan bağışlanma dilerim. Beni çektiğin bu çekişin kısasını bana verdirmedikçe sana yüklemem” buyurdu. Bedevî her defasında ona: “Allah'a yemin ederim ki onun kısasını sana vermem” diyordu. (Râvi) hadisi (sonuna kadar) zikretti. (Ebû Hüreyre) dedi ki: Sonra (Peygamber) bir adamı çağırdı ve ona: “Şu iki devesine yükle: Bir deveye arpa, diğerine hurma” buyurdu. Sonra bize dönüp: “Allah Teâlâ'nın bereketiyle dağılın” buyurdu.
Sünen-i Ebû Dâvûd 4775, Kitap 43, Hadis 3