Ubâde b. el-Velîd b. Ubâde b. es-Sâmit şöyle anlattı:
Câbir'in -yani İbn Abdullah'ın- yanına geldik; mescidinde idi. Şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu mescidimizde yanımıza geldi; elinde İbn Tâb (cinsi hurma)nın bir dalı vardı. Baktı ve mescidin kıble (duvarın)da bir balgam gördü. Ona yönelip onu dalla kazıdı. Sonra “Hanginiz Allah'ın yüzünü kendisinden çevirmesini ister?” buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: “Biriniz kalkıp namaz kıldığında Allah onun yüzünün karşısındadır. Öyleyse yüzünün karşısına da sağına da asla tükürmesin; soluna, sol ayağının altına tükürsün. Eğer ani bir (tükürük) onu sıkıştırırsa elbisesiyle şöyle yapsın.” (Elbisesini) ağzına koydu, sonra onu ovuşturdu. Sonra “Bana güzel bir koku (abîr) getirin” buyurdu. Kabileden bir genç kalkıp koşarak ailesinin yanına gitti ve avucunda halûk (bir tür güzel koku) getirdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu aldı, dalın ucuna koydu, sonra onunla balgamın izini sıvadı. Câbir dedi ki: İşte bu sebepten mescitlerinize halûk koyar oldunuz.
Sünen-i Ebû Dâvûd 485, Kitap 2, Hadis 95