Onun kavminin topraklarına indiğinde ondan sakın; öz kardeşin bile olsa ona güvenme.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 4861, Kitap 43, Hadis 89
Zayıf
Türkçe meal

Amr b. el-Fagvâ el-Huzâî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) fetihten sonra, Mekke'de Kureyş arasında dağıtması için Ebû Süfyân'a bir mal ile beni göndermek istediğinde beni çağırdı ve: “Bir yol arkadaşı ara” buyurdu. Bunun üzerine Amr b. Ümeyye ed-Damrî bana geldi ve: “Duydum ki yolculuğa çıkmak istiyor ve bir arkadaş arıyormuşsun” dedi. “Evet” dedim. “Ben sana arkadaş olurum” dedi. Bunun üzerine Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip: “Bir arkadaş buldum” dedim. “Kim?” buyurdu. “Amr b. Ümeyye ed-Damrî” dedim. Şöyle buyurdu: “Onun kavminin topraklarına indiğinde ondan sakın; çünkü (atasözünde) söyleyen şöyle demiştir: ‘Öz kardeşin (bile olsa) ona güvenme.’” Yola çıktık. Ebvâ'ya vardığımda (Amr): “Veddân'da kavmimin yanında bir işim var; beni (burada) bekle” dedi. “Güle güle (doğru yolda ol)” dedim. Arkasını dönünce Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) sözünü hatırladım. Devemi sıkıca bağladım (hazırladım) ve onu hızlıca sürerek çıktım. Esâfir'e vardığımda bir de baktım ki o, bir grup adamla önüme çıkıyor. Devemi hızlıca sürdüm ve onu geçtim. Onları geride bıraktığımı görünce (adamlar) geri döndüler; o da yanıma geldi ve: “Kavmimin yanında bir işim vardı” dedi. “Evet” dedim. Yolumuza devam ettik ve Mekke'ye vardık; malı Ebû Süfyân'a teslim ettim.

Sünen-i Ebû Dâvûd 4861, Kitap 43, Hadis 89

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا نُوحُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ سَيَّارٍ الْمُؤَدِّبُ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنِيهِ ابْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ عِيسَى بْنِ مَعْمَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْفَغْوَاءِ الْخُزَاعِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ دَعَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ أَرَادَ أَنْ يَبْعَثَنِي بِمَالٍ إِلَى أَبِي سُفْيَانَ يَقْسِمُهُ فِي قُرَيْشٍ بِمَكَّةَ بَعْدَ الْفَتْحِ فَقَالَ " الْتَمِسْ صَاحِبًا " . قَالَ فَجَاءَنِي عَمْرُو بْنُ أُمَيَّةَ الضَّمْرِيُّ فَقَالَ بَلَغَنِي أَنَّكَ تُرِيدُ الْخُرُوجَ وَتَلْتَمِسُ صَاحِبًا . قَالَ قُلْتُ أَجَلْ . قَالَ فَأَنَا لَكَ صَاحِبٌ . قَالَ فَجِئْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ قَدْ وَجَدْتُ صَاحِبًا . قَالَ فَقَالَ " مَنْ " . قُلْتُ عَمْرَو بْنَ أُمَيَّةَ الضَّمْرِيَّ . قَالَ " إِذَا هَبَطْتَ بِلاَدَ قَوْمِهِ فَاحْذَرْهُ فَإِنَّهُ قَدْ قَالَ الْقَائِلُ أَخُوكَ الْبِكْرِيُّ وَلاَ تَأْمَنْهُ " . فَخَرَجْنَا حَتَّى إِذَا كُنْتُ بِالأَبْوَاءِ قَالَ إِنِّي أُرِيدُ حَاجَةً إِلَى قَوْمِي بِوَدَّانَ فَتَلْبَثُ لِي قُلْتُ رَاشِدًا فَلَمَّا وَلَّى ذَكَرْتُ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَشَدَدْتُ عَلَى بَعِيرِي حَتَّى خَرَجْتُ أُوضِعُهُ حَتَّى إِذَا كُنْتُ بِالأَصَافِرِ إِذَا هُوَ يُعَارِضُنِي فِي رَهْطٍ قَالَ وَأَوْضَعْتُ فَسَبَقْتُهُ فَلَمَّا رَآنِي قَدْ فُتُّهُ انْصَرَفُوا وَجَاءَنِي فَقَالَ كَانَتْ لِي إِلَى قَوْمِي حَاجَةٌ . قَالَ قُلْتُ أَجَلْ وَمَضَيْنَا حَتَّى قَدِمْنَا مَكَّةَ فَدَفَعْتُ الْمَالَ إِلَى أَبِي سُفْيَانَ .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 4861 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü