Bize Amr b. Osman el-Hımsî, Müemmel b. el-Fadl el-Harrânî, Ali b. Sehl er-Remlî ve Muhammed b. el-Musaffâ el-Hımsî rivayet ettiler; dediler ki: Bize Velîd rivayet etti; (dedi ki:) Bize Abdurrahman b. Hassân el-Kinânî rivayet etti; dedi ki: Bana Müslim b. el-Hâris b. Müslim et-Temîmî, babasından rivayet etti ki Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), “...ondan bir koruma (yazılır)” sözüne kadar (öncekinin) benzerini söyledi. Ancak o, her ikisinde de “kimseyle konuşmadan önce” dedi. Ali b. Sehl bu rivayette: “Babası ona rivayet etti” dedi. Ali ile İbnü'l-Musaffâ (şunu da) dediler: (Babası dedi ki:) Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bizi bir seriyyeye gönderdi. Baskın yerine vardığımızda atımı hızlandırdım ve arkadaşlarımı geride bıraktım. Mahalle halkı beni feryatla karşıladı. Onlara: “Lâ ilâhe illallah deyin, korunursunuz” dedim. Onlar da bunu söylediler. Arkadaşlarım beni kınadılar ve: “Bizi ganimetten mahrum ettin” dediler. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına vardığımızda yaptığımı ona haber verdiler. Beni çağırdı, yaptığımı güzel buldu ve: “Haberin olsun, Allah sana onlardan her bir insan karşılığında şu kadar şu kadar (sevap) yazmıştır” buyurdu. Abdurrahman dedi ki: Sevabı(n miktarını) ben unuttum. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Haberin olsun, ben senin için benden sonrasına dair bir tavsiye (mektubu) yazacağım” buyurdu. (Babası) dedi ki: Bunu yaptı, üzerine mühür bastı, onu bana verdi ve bana dedi ki... Sonra (râvi) onların (rivayetinin) anlamını zikretti. İbnü'l-Musaffâ dedi ki: (Abdurrahman) “Hâris b. Müslim b. el-Hâris et-Temîmî'yi babasından rivayet ederken işittim” dedi.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5080, Kitap 43, Hadis 308