Übey b. Kâ'b (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Bir adam vardı; Medine halkından kıbleye yönelip namaz kılanlar arasında evi mescide ondan daha uzak olan birini bilmiyorum. Mescitte (kılınan) hiçbir namazı da kaçırmazdı. Ona: “Bir eşek satın alsan da kızgın kumda ve karanlıkta ona binsen” dedim. “Evimin mescidin yanında olmasını istemem” dedi. Bu söz Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) ulaştırıldı; (Resûlullah) ona bu sözünü sordu. (Adam) şöyle dedi: “Ey Allah'ın Resûlü! Mescide gelişimin ve döndüğümde ailemin yanına dönüşümün bana (sevap olarak) yazılmasını istedim.” (Resûlullah) şöyle buyurdu: “Allah bütün bunları sana verdi. Aziz ve celil olan Allah, sevabını umduğun her şeyin tamamını sana verdi.”
Sünen-i Ebû Dâvûd 557, Kitap 2, Hadis 167
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، أَنَّ أَبَا عُثْمَانَ، حَدَّثَهُ عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ كَانَ رَجُلٌ لاَ أَعْلَمُ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ مِمَّنْ يُصَلِّي الْقِبْلَةَ مِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ أَبْعَدَ مَنْزِلاً مِنَ الْمَسْجِدِ مِنْ ذَلِكَ الرَّجُلِ وَكَانَ لاَ تُخْطِئُهُ صَلاَةٌ فِي الْمَسْجِدِ فَقُلْتُ لَوِ اشْتَرَيْتَ حِمَارًا تَرْكَبُهُ فِي الرَّمْضَاءِ وَالظُّلْمَةِ . فَقَالَ مَا أُحِبُّ أَنَّ مَنْزِلِي إِلَى جَنْبِ الْمَسْجِدِ فَنُمِيَ الْحَدِيثُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ عَنْ قَوْلِهِ ذَلِكَ فَقَالَ أَرَدْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ يُكْتَبَ لِي إِقْبَالِي إِلَى الْمَسْجِدِ وَرُجُوعِي إِلَى أَهْلِي إِذَا رَجَعْتُ . فَقَالَ " أَعْطَاكَ اللَّهُ ذَلِكَ كُلَّهُ أَنْطَاكَ اللَّهُ جَلَّ وَعَزَّ مَا احْتَسَبْتَ كُلَّهُ أَجْمَعَ " .