Muâviye b. el-Hakem: Bu namazda insanların sözünden hiçbir şey helal olmaz; namaz tesbih, tekbir ve Kur'ân okumaktır.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 930, Kitap 2, Hadis 541
Sahih
Türkçe meal

Muâviye b. el-Hakem es-Sülemî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte namaz kıldım. Cemaatten bir adam aksırdı; ben de: “Yerhamükellah (Allah sana rahmet etsin)” dedim. Cemaat bana gözlerini dikti. “Vay anam! Size ne oluyor da bana bakıyorsunuz?” dedim. Elleriyle uyluklarına vurmaya başladılar; beni susturmak istediklerini anladım. -Osmân (b. Ebû Şeybe) dedi ki: Beni susturmaya çalıştıklarını görünce sustum.- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) -anam babam ona feda olsun- namazı kıldırınca beni ne dövdü, ne azarladı, ne de bana sövdü. Sonra şöyle buyurdu: “Bu namazda insanların sözünden hiçbir şey helal olmaz. Bu ancak tesbih, tekbir ve Kur'ân okumaktır” ya da Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buna benzer bir şey söyledi. “Ey Allah'ın Resûlü! Biz câhiliyeden yeni çıkmış bir topluluğuz. Allah bize İslâm'ı getirdi. İçimizde kâhinlere gidenler var” dedim. “Onlara gitme” buyurdu. “İçimizde uğursuzluğa inananlar var” dedim. “Bu, göğüslerinde buldukları bir şeydir; (yapmak istediklerinden) onları alıkoymasın” buyurdu. “İçimizde (kum üzerine) çizgi çizenler var” dedim. “Peygamberlerden bir peygamber çizgi çizerdi; kimin çizgisi onunkine uyarsa, o (isabet etmiştir)” buyurdu. Dedim ki: “Uhud ve Cevvâniyye tarafında birkaç koyunumu otlatan bir cariyem vardı. Bir gün ansızın yanına vardığımda, kurdun onlardan bir koyunu götürmüş olduğunu gördüm. Ben de Âdemoğullarındanım; onların üzüldüğü gibi üzülürüm. Fakat ona bir tokat attım.” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu bana büyük bir iş olarak gösterdi. “Onu azat etmeyeyim mi?” dedim. “Onu bana getir” buyurdu. Onu kendisine getirdim. “Allah nerede?” diye sordu. (Cariye) “Gökte” dedi. “Ben kimim?” diye sordu. “Sen Allah'ın Resûlüsün” dedi. “Onu azat et; çünkü o mümindir” buyurdu.

Sünen-i Ebû Dâvûd 930, Kitap 2, Hadis 541

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - الْمَعْنَى - عَنْ حَجَّاجٍ الصَّوَّافِ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ الْحَكَمِ السُّلَمِيِّ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَعَطَسَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقُلْتُ يَرْحَمُكَ اللَّهُ فَرَمَانِي الْقَوْمُ بِأَبْصَارِهِمْ فَقُلْتُ وَاثُكْلَ أُمِّيَاهُ مَا شَأْنُكُمْ تَنْظُرُونَ إِلَىَّ فَجَعَلُوا يَضْرِبُونَ بِأَيْدِيهِمْ عَلَى أَفْخَاذِهِمْ فَعَرَفْتُ أَنَّهُمْ يُصَمِّتُونِي - فَقَالَ عُثْمَانُ - فَلَمَّا رَأَيْتُهُمْ يُسَكِّتُونِي لَكِنِّي سَكَتُّ قَالَ فَلَمَّا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - بِأَبِي وَأُمِّي - مَا ضَرَبَنِي وَلاَ كَهَرَنِي وَلاَ سَبَّنِي ثُمَّ قَالَ " إِنَّ هَذِهِ الصَّلاَةَ لاَ يَحِلُّ فِيهَا شَىْءٌ مِنْ كَلاَمِ النَّاسِ هَذَا إِنَّمَا هُوَ التَّسْبِيحُ وَالتَّكْبِيرُ وَقِرَاءَةُ الْقُرْآنِ " . أَوْ كَمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا قَوْمٌ حَدِيثُ عَهْدٍ بِجَاهِلِيَّةٍ وَقَدْ جَاءَنَا اللَّهُ بِالإِسْلاَمِ وَمِنَّا رِجَالٌ يَأْتُونَ الْكُهَّانَ . قَالَ " فَلاَ تَأْتِهِمْ " . قَالَ قُلْتُ وَمِنَّا رِجَالٌ يَتَطَيَّرُونَ . قَالَ " ذَاكَ شَىْءٌ يَجِدُونَهُ فِي صُدُورِهِمْ فَلاَ يَصُدُّهُمْ " . قُلْتُ وَمِنَّا رِجَالٌ يَخُطُّونَ . قَالَ " كَانَ نَبِيٌّ مِنَ الأَنْبِيَاءِ يَخُطُّ فَمَنْ وَافَقَ خَطَّهُ فَذَاكَ " . قَالَ قُلْتُ جَارِيَةٌ لِي كَانَتْ تَرْعَى غُنَيْمَاتٍ قِبَلَ أُحُدٍ وَالْجَوَّانِيَّةِ إِذِ اطَّلَعْتُ عَلَيْهَا إِطْلاَعَةً فَإِذَا الذِّئْبُ قَدْ ذَهَبَ بِشَاةٍ مِنْهَا وَأَنَا مِنْ بَنِي آدَمَ آسَفُ كَمَا يَأْسَفُونَ لَكِنِّي صَكَكْتُهَا صَكَّةً فَعَظَّمَ ذَاكَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ أَفَلاَ أُعْتِقُهَا قَالَ " ائْتِنِي بِهَا " . قَالَ فَجِئْتُهُ بِهَا فَقَالَ " أَيْنَ اللَّهُ " . قَالَتْ فِي السَّمَاءِ . قَالَ " مَنْ أَنَا " . قَالَتْ أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ . قَالَ " أَعْتِقْهَا فَإِنَّهَا مُؤْمِنَةٌ " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 930 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü