Esmâ bint Ebû Bekir (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) küsûf namazını kıldı. Ayakta durdu ve kıyamı uzattı. Sonra rükûa vardı ve rükûyu uzattı. Sonra (başını) kaldırıp ayakta durdu ve kıyamı uzattı. Sonra rükûa vardı ve rükûyu uzattı. Sonra (başını) kaldırdı. Sonra secdeye vardı ve secdeyi uzattı. Sonra (başını) kaldırdı. Sonra (yine) secdeye vardı ve secdeyi uzattı. Sonra kalkıp ayakta durdu ve kıyamı uzattı. Sonra rükûa vardı ve rükûyu uzattı. Sonra (başını) kaldırıp ayakta durdu ve kıyamı uzattı. Sonra rükûa vardı ve rükûyu uzattı. Sonra (başını) kaldırdı. Sonra secdeye vardı ve secdeyi uzattı. Sonra (başını) kaldırdı. Sonra (yine) secdeye vardı ve secdeyi uzattı. Sonra namazı bitirdi ve şöyle buyurdu: “Cennet bana öyle yaklaştı ki, eğer cüret etseydim size onun salkımlarından bir salkım getirirdim. Cehennem de bana öyle yaklaştı ki: ‘Ey Rabbim! Ben de onların arasındayken mi?’ dedim.”
Nâfi' dedi ki: Zannederim (Resûlullah şöyle de) buyurdu: “Bir de kendi kedisinin tırmaladığı bir kadın gördüm. ‘Bunun durumu nedir?’ dedim. Dediler ki: ‘Onu hapsetti, sonunda kedi açlıktan öldü. Ne ona yedirdi ne de yerdeki haşerattan yesin diye onu salıverdi.’”
Sünen-i İbn Mâce 1265, Kitap 5, Hadis 463