Abdurrahman b. Safvân yahut Safvân b. Abdurrahman el-Kureşî şöyle anlattı:
Mekke'nin fethedildiği gün babasını getirdi ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Babama da hicretten bir pay ver” dedi. (Resûlullah): “Artık hicret yoktur” buyurdu. Bunun üzerine gidip Abbâs'ın yanına girdi ve: “Beni tanırsın” dedi. Abbâs: “Evet” dedi. Abbâs, üzerinde ridâ olmaksızın bir gömlekle çıktı ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Falancayı ve bizimle onun arasındaki (bağı) bilirsin. Hicret üzerine sana biat etmesi için babasını getirdi” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Artık hicret yoktur” buyurdu. Abbâs: “Sana yemin veriyorum (Allah aşkına)” dedi. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) elini uzatıp onun eline dokundu ve: “Amcamın yeminini yerine getirdim; ama hicret yoktur” buyurdu.
(İbn Mâce dedi ki:) Bize Muhammed b. Yahyâ rivayet etti; (dedi ki:) Bize Hasan b. Rebî', Abdullah b. İdrîs'ten, o da Yezîd b. Ebû Ziyâd'dan kendi isnadıyla bunun benzerini rivayet etti. Yezîd b. Ebû Ziyâd dedi ki: Yani halkı Müslüman olmuş bir yurttan hicret yoktur.
Sünen-i İbn Mâce 2116, Kitap 11, Hadis 27