Şakîk şöyle anlattı:
Bir adam benimle Beyt'e (Kâbe'ye) hediye olarak birkaç dirhem gönderdi. Beyt'e girdim; Şeybe bir kürsü üzerinde oturuyordu. (Dirhemleri) ona verdim. “Bunlar senin mi?” dedi. “Hayır, benim olsaydı onları sana getirmezdim” dedim. Şöyle dedi: “Madem bunu söyledin, (bil ki) Ömer b. el-Hattâb senin oturduğun bu yere oturdu ve: 'Kâbe'nin malını Müslümanların fakirleri arasında taksim etmedikçe çıkmayacağım' dedi. Ben: 'Sen bunu yapacak değilsin' dedim. 'Mutlaka yapacağım' dedi. 'Niçin?' dedi. Ben: 'Çünkü Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Ebû Bekir onun yerini görmüşlerdi; onlar bu mala senden daha muhtaçtı, yine de ona dokunmadılar' dedim. Bunun üzerine (Ömer) olduğu gibi kalkıp çıktı.”
Sünen-i İbn Mâce 3116, Kitap 25, Hadis 235
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْمُحَارِبِيُّ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ وَاصِلٍ الأَحْدَبِ، عَنْ شَقِيقٍ، قَالَ بَعَثَ رَجُلٌ مَعِيَ بِدَرَاهِمَ هَدِيَّةً إِلَى الْبَيْتِ . قَالَ فَدَخَلْتُ الْبَيْتَ وَشَيْبَةُ جَالِسٌ عَلَى كُرْسِيٍّ فَنَاوَلْتُهُ إِيَّاهَا . فَقَالَ أَلَكَ هَذِهِ قُلْتُ لاَ وَلَوْ كَانَتْ لِي لَمْ آتِكَ بِهَا . قَالَ أَمَا لَئِنْ قُلْتَ ذَلِكَ لَقَدْ جَلَسَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ مَجْلِسَكَ الَّذِي جَلَسْتَ فِيهِ فَقَالَ لاَ أَخْرُجُ حَتَّى أَقْسِمَ مَالَ الْكَعْبَةِ بَيْنَ فُقَرَاءِ الْمُسْلِمِينَ . قُلْتُ مَا أَنْتَ بِفَاعِلٍ . قَالَ لأَفْعَلَنَّ . قَالَ وَلِمَ ذَاكَ قُلْتُ لأَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَدْ رَأَى مَكَانَهُ . وَأَبُو بَكْرٍ وَهُمَا أَحْوَجُ مِنْكَ إِلَى الْمَالِ فَلَمْ يُحَرِّكَاهُ . فَقَامَ كَمَا هُوَ فَخَرَجَ .