Ömer ile fitne arasında kapalı bir kapı vardır; o kapı kırılacak ve bir daha kapanmayacaktır.

Kaynak
Sünen-i İbn Mâce 3955, Kitap 36, Hadis 30
Sahih
Türkçe meal

Huzeyfe (b. el-Yemân) (radıyallahu anh) şöyle anlattı:

Ömer'in yanında oturuyorduk. “Hanginiz Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) fitne hakkındaki hadisini ezberinde tutuyor?” dedi. Ben: “Ben” dedim. “Sen gerçekten cesursun!” dedi. (Sonra): “Nasıldı?” dedi. (Huzeyfe) dedi ki: Onu şöyle buyururken işittim: “Kişinin ailesi, çocuğu ve komşusu hususundaki fitnesini namaz, oruç, sadaka, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak örter (bağışlatır).” Ömer: “Kastettiğim bu değil; ben ancak deniz dalgası gibi dalgalanan (fitneyi) kastediyorum” dedi. (Huzeyfe): “Ey mü'minlerin emîri! Seninle onun ne ilgisi var? Seninle onun arasında kapalı bir kapı vardır” dedi. (Ömer): “O kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?” dedi. (Huzeyfe): “Hayır, kırılacak” dedi. (Ömer): “Öyleyse (bir daha) kapanmamaya daha layıktır” dedi. (Şakîk dedi ki:) Huzeyfe'ye: “Ömer kapının kim olduğunu biliyor muydu?” dedik. “Evet; yarından önce bu gecenin olduğunu bildiği gibi (biliyordu). Çünkü ben ona yanıltmaca olmayan bir hadis anlattım” dedi. Kapının kim olduğunu ona sormaktan çekindik ve Mesrûk'a: “Ona sor” dedik. O da sordu. (Huzeyfe): “Ömer” dedi.

Sünen-i İbn Mâce 3955, Kitap 36, Hadis 30

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَأَبِي، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ كُنَّا جُلُوسًا عِنْدَ عُمَرَ فَقَالَ أَيُّكُمْ يَحْفَظُ حَدِيثَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الْفِتْنَةِ قَالَ حُذَيْفَةُ فَقُلْتُ أَنَا . قَالَ إِنَّكَ لَجَرِيءٌ قَالَ كَيْفَ قَالَ سَمِعْتُهُ يَقُولُ " فِتْنَةُ الرَّجُلِ فِي أَهْلِهِ وَوَلَدِهِ وَجَارِهِ تُكَفِّرُهَا الصَّلاَةُ وَالصِّيَامُ وَالصَّدَقَةُ وَالأَمْرُ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّهْىُ عَنِ الْمُنْكَرِ " . فَقَالَ عُمَرُ لَيْسَ هَذَا أُرِيدُ إِنَّمَا أُرِيدُ الَّتِي تَمُوجُ كَمَوْجِ الْبَحْرِ . فَقَالَ مَالَكَ وَلَهَا يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ إِنَّ بَيْنَكَ وَبَيْنَهَا بَابًا مُغْلَقًا . قَالَ فَيُكْسَرُ الْبَابُ أَوْ يُفْتَحُ قَالَ لاَ بَلْ يُكْسَرُ . قَالَ ذَاكَ أَجْدَرُ أَنْ لاَ يُغْلَقَ . قُلْنَا لِحُذَيْفَةَ أَكَانَ عُمَرُ يَعْلَمُ مَنِ الْبَابُ قَالَ نَعَمْ كَمَا يَعْلَمُ أَنَّ دُونَ غَدٍ اللَّيْلَةَ إِنِّي حَدَّثْتُهُ حَدِيثًا لَيْسَ بِالأَغَالِيطِ . فَهِبْنَا أَنْ نَسْأَلَهُ مَنِ الْبَابُ فَقُلْنَا لِمَسْرُوقٍ سَلْهُ فَسَأَلَهُ فَقَالَ عُمَرُ .

Hata bildir

Sünen-i İbn Mâce 3955 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü