Kim bir imama biat ederse gücü yettiğince ona itaat etsin; başka biri gelip onunla çekişirse onun boynunu vurun.

Kaynak
Sünen-i İbn Mâce 3956, Kitap 36, Hadis 31
Sahih
Türkçe meal

Abdurrahman b. Abdi Rabbi'l-Ka'be şöyle anlattı:

Abdullah b. Amr b. el-Âs'ın yanına vardım; Kâbe'nin gölgesinde oturuyordu, insanlar da etrafında toplanmışlardı. Onu şöyle derken işittim: Biz bir yolculukta Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraberken bir konak yerinde konakladı. Kimimiz çadırını kuruyor, kimimiz ok atış yarışması yapıyor, kimimiz de hayvanlarını otlatıyordu. Derken Resûlullah'ın münadisi: “es-Salâtü câmia (Namaz için toplanın)!” diye seslendi. Biz de toplandık. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kalkıp bize hutbe verdi ve şöyle buyurdu: “Benden önce hiçbir peygamber yoktur ki, ümmetine onlar için hayırlı olduğunu bildiği şeyi göstermek ve onlar için şer olduğunu bildiği şeye karşı onları uyarmak onun üzerine bir hak olmasın. Sizin bu ümmetinizin esenliği ilk zamanlarına konmuştur. Sonrakilere ise bir bela ve sizin yadırgayacağınız işler isabet edecektir. Sonra öyle fitneler gelecek ki, bir kısmı diğerini hafif gösterecek. Mü'min: 'Bu beni helak edecek olandır' diyecek, sonra o (fitne) açılıp gidecek. Sonra bir fitne daha gelecek, mü'min: 'Bu beni helak edecek olandır' diyecek, sonra o da açılıp gidecek. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulmaktan hoşlanırsa, Allah'a ve âhiret gününe iman ederken ölümü ona ulaşsın. İnsanlara da, onların kendisine yapmalarını sevdiği şeyi yapsın. Kim bir imama biat eder, ona elini (sağ elinin ahdini) ve gönlünün meyvesini verirse, gücü yettiğince ona itaat etsin. Eğer başka biri gelip onunla (imamlık konusunda) çekişirse, o diğerinin boynunu vurun.”

(Abdurrahman) dedi ki: Bunun üzerine başımı insanların arasından sokup: “Allah aşkına söyle; bunu sen Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) mi işittin?” dedim. Eliyle kulaklarına işaret etti ve: “Bunu kulaklarım işitti, kalbim de belledi” dedi.

Sünen-i İbn Mâce 3956, Kitap 36, Hadis 31

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ الْمُحَارِبِيُّ، وَوَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ رَبِّ الْكَعْبَةِ، قَالَ انْتَهَيْتُ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ وَهُوَ جَالِسٌ فِي ظِلِّ الْكَعْبَةِ وَالنَّاسُ مُجْتَمِعُونَ عَلَيْهِ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ بَيْنَا نَحْنُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي سَفَرٍ إِذْ نَزَلَ مَنْزِلاً فَمِنَّا مَنْ يَضْرِبُ خِبَاءَهُ وَمِنَّا مَنْ يَنْتَضِلُ وَمِنَّا مَنْ هُوَ فِي جَشَرِهِ إِذْ نَادَى مُنَادِيهِ الصَّلاَةُ جَامِعَةٌ فَاجْتَمَعْنَا فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَخَطَبَنَا فَقَالَ " إِنَّهُ لَمْ يَكُنْ نَبِيٌّ قَبْلِي إِلاَّ كَانَ حَقًّا عَلَيْهِ أَنْ يَدُلَّ أُمَّتَهُ عَلَى مَا يَعْلَمُهُ خَيْرًا لَهُمْ وَيُنْذِرَهُمْ مَا يَعْلَمُهُ شَرًّا لَهُمْ وَإِنَّ أُمَّتَكُمْ هَذِهِ جُعِلَتْ عَافِيَتُهَا فِي أَوَّلِهَا وَإِنَّ آخِرَهُمْ يُصِيبُهُمْ بَلاَءٌ وَأُمُورٌ تُنْكِرُونَهَا ثُمَّ تَجِيءُ فِتَنٌ يُرَقِّقُ بَعْضُهَا بَعْضًا فَيَقُولُ الْمُؤْمِنُ هَذِهِ مُهْلِكَتِي ثُمَّ تَنْكَشِفُ ثُمَّ تَجِيءُ فِتْنَةٌ فَيَقُولُ الْمُؤْمِنُ هَذِهِ مُهْلِكَتِي . ثُمَّ تَنْكَشِفُ فَمَنْ سَرَّهُ أَنْ يُزَحْزَحَ عَنِ النَّارِ وَيُدْخَلَ الْجَنَّةَ فَلْتُدْرِكْهُ مَوْتَتُهُ وَهُوَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَلْيَأْتِ إِلَى النَّاسِ الَّذِي يُحِبُّ أَنْ يَأْتُوا إِلَيْهِ وَمَنْ بَايَعَ إِمَامًا فَأَعْطَاهُ صَفْقَةَ يَمِينِهِ وَثَمَرَةَ قَلْبِهِ فَلْيُطِعْهُ مَا اسْتَطَاعَ فَإِنْ جَاءَ آخَرُ يُنَازِعُهُ فَاضْرِبُوا عُنُقَ الآخَرِ " . قَالَ فَأَدْخَلْتُ رَأْسِي مِنْ بَيْنِ النَّاسِ فَقُلْتُ أَنْشُدُكَ اللَّهَ أَنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ فَأَشَارَ بِيَدِهِ إِلَى أُذُنَيْهِ فَقَالَ سَمِعَتْهُ أُذُنَاىَ وَوَعَاهُ قَلْبِي .

Hata bildir

Sünen-i İbn Mâce 3956 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü