Kadir gecesi bana açıklanmıştı, çekişen iki adam yüzünden unutturuldu; onu son on gecede arayın.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1167f, Kitap 13, Hadis 280
Türkçe meal

Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), kendisine açıklanmadan önce Kadir gecesini arayarak Ramazan'ın orta on (gününde) itikâfa girdi. Bunlar bitince çadırın sökülmesini emretti, söküldü. Sonra ona (Kadir gecesinin) son on (gece)de olduğu açıklandı; çadırın tekrar kurulmasını emretti, yeniden kuruldu. Sonra insanların yanına çıkıp şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Bana Kadir gecesi açıklanmıştı; onu size haber vermek için çıktım. Derken yanlarında şeytan bulunan, (hakkını) iddia eden iki adam geldi; o da bana unutturuldu. Onu Ramazan'ın son on (gece)sinde arayın; onu dokuzuncu, yedinci ve beşinci (kalan) gecede arayın.”

(Ebû Nadra) dedi ki: “Ey Ebû Saîd! Siz sayıyı bizden daha iyi bilirsiniz” dedim. “Evet, biz buna sizden daha lâyıkız” dedi. “Dokuzuncu, yedinci ve beşinci nedir?” dedim. Şöyle dedi: “Yirmi bir (gece) geçince, ondan sonraki yirmi ikinci (gece) dokuzuncudur. Yirmi üç geçince, ondan sonraki yedincidir. Yirmi beş geçince, ondan sonraki beşincidir.” İbn Hallâd “iddia eden” yerine “çekişen” dedi.

Sahîh-i Müslim 1167f, Kitap 13, Hadis 280

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، - رضى الله عنه - قَالَ اعْتَكَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْعَشْرَ الأَوْسَطَ مِنْ رَمَضَانَ يَلْتَمِسُ لَيْلَةَ الْقَدْرِ قَبْلَ أَنْ تُبَانَ لَهُ فَلَمَّا انْقَضَيْنَ أَمَرَ بِالْبِنَاءِ فَقُوِّضَ ثُمَّ أُبِينَتْ لَهُ أَنَّهَا فِي الْعَشْرِ الأَوَاخِرِ فَأَمَرَ بِالْبِنَاءِ فَأُعِيدَ ثُمَّ خَرَجَ عَلَى النَّاسِ فَقَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّهَا كَانَتْ أُبِينَتْ لِي لَيْلَةُ الْقَدْرِ وَإِنِّي خَرَجْتُ لأُخْبِرَكُمْ بِهَا فَجَاءَ رَجُلاَنِ يَحْتَقَّانِ مَعَهُمَا الشَّيْطَانُ فَنُسِّيتُهَا فَالْتَمِسُوهَا فِي الْعَشْرِ الأَوَاخِرِ مِنْ رَمَضَانَ الْتَمِسُوهَا فِي التَّاسِعَةِ وَالسَّابِعَةِ وَالْخَامِسَةِ " . قَالَ قُلْتُ يَا أَبَا سَعِيدٍ إِنَّكُمْ أَعْلَمُ بِالْعَدَدِ مِنَّا . قَالَ أَجَلْ . نَحْنُ أَحَقُّ بِذَلِكَ مِنْكُمْ . قَالَ قُلْتُ مَا التَّاسِعَةُ وَالسَّابِعَةُ وَالْخَامِسَةُ قَالَ إِذَا مَضَتْ وَاحِدَةٌ وَعِشْرُونَ فَالَّتِي تَلِيهَا ثِنْتَيْنِ وَعِشْرِينَ وَهْىَ التَّاسِعَةُ فَإِذَا مَضَتْ ثَلاَثٌ وَعِشْرُونَ فَالَّتِي تَلِيهَا السَّابِعَةُ فَإِذَا مَضَى خَمْسٌ وَعِشْرُونَ فَالَّتِي تَلِيهَا الْخَامِسَةُ . وَقَالَ ابْنُ خَلاَّدٍ مَكَانَ يَحْتَقَّانِ يَخْتَصِمَانِ .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1167 f metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü