Amr b. el-Âs: İslâm kendinden öncekini yıkar; hicret ve hac da kendinden öncekini yıkar.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 121, Kitap 1, Hadis 228
Türkçe meal

İbn Şemâse el-Mehrî şöyle anlattı:

Ölüm döşeğindeyken Amr b. el-Âs'ın yanında bulunduk. Uzun uzun ağladı ve yüzünü duvara çevirdi. Oğlu: “Babacığım! Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) seni şununla müjdelemedi mi? Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) seni şununla müjdelemedi mi?” demeye başladı. (İbn Şemâse) dedi ki: Bunun üzerine (Amr) yüzünü (bize) döndü ve şöyle dedi: “(Ahiret için) hazırladığımız şeylerin en üstünü, Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şahitlik etmektir. Ben üç hâl üzerinde bulundum: Kendimi öyle gördüm ki Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) benden daha çok buğzeden kimse yoktu; ona fırsat bulup onu öldürmekten daha çok sevdiğim bir şey de yoktu. Eğer o hâl üzere ölseydim cehennem ehlinden olurdum. Allah kalbime İslâm'ı koyunca Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip: ‘Sağ elini uzat da sana biat edeyim’ dedim. O da sağ elini uzattı. Ben ise elimi çektim. ‘Ne oldu sana ey Amr?’ buyurdu. ‘Şart koşmak istedim’ dedim. ‘Neyi şart koşuyorsun?’ buyurdu. ‘Bağışlanmamı’ dedim. Şöyle buyurdu: ‘Bilmiyor musun ki İslâm kendinden öncekini yıkar, hicret kendinden öncekini yıkar, hac da kendinden öncekini yıkar.’ (Artık) bana Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) daha sevimli ve gözümde ondan daha yüce kimse yoktu. Ona olan saygımdan gözlerimi ondan doyasıya dolduramazdım. Onu tarif etmem istense yapamazdım; çünkü gözlerimi ondan doyasıya doldurmazdım. Eğer o hâl üzere ölseydim cennet ehlinden olmayı umardım. Sonra birtakım işlerin başına geçtik; onlarda hâlimin ne olduğunu bilmiyorum. Öldüğüm zaman bana ne ağıt yakan bir kadın ne de ateş eşlik etsin. Beni defnettiğinizde üzerime toprağı yavaş yavaş dökün. Sonra bir deve kesilip eti paylaştırılacak kadar bir süre kabrimin etrafında durun ki sizinle ünsiyet edeyim ve Rabbimin elçilerine ne cevap vereceğime bakayım.”

Sahîh-i Müslim 121, Kitap 1, Hadis 228

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، وَأَبُو مَعْنٍ الرَّقَاشِيُّ وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ كُلُّهُمْ عَنْ أَبِي عَاصِمٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ، - يَعْنِي أَبَا عَاصِمٍ - قَالَ أَخْبَرَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، قَالَ حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ أَبِي حَبِيبٍ، عَنِ ابْنِ شَمَاسَةَ الْمَهْرِيِّ، قَالَ حَضَرْنَا عَمْرَو بْنَ الْعَاصِ وَهُوَ فِي سِيَاقَةِ الْمَوْتِ . فَبَكَى طَوِيلاً وَحَوَّلَ وَجْهَهُ إِلَى الْجِدَارِ فَجَعَلَ ابْنُهُ يَقُولُ يَا أَبَتَاهُ أَمَا بَشَّرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِكَذَا أَمَا بَشَّرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِكَذَا قَالَ فَأَقْبَلَ بِوَجْهِهِ . فَقَالَ إِنَّ أَفْضَلَ مَا نُعِدُّ شَهَادَةُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ إِنِّي قَدْ كُنْتُ عَلَى أَطْبَاقٍ ثَلاَثٍ لَقَدْ رَأَيْتُنِي وَمَا أَحَدٌ أَشَدَّ بُغْضًا لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنِّي وَلاَ أَحَبَّ إِلَىَّ أَنْ أَكُونَ قَدِ اسْتَمْكَنْتُ مِنْهُ فَقَتَلْتُهُ فَلَوْ مُتُّ عَلَى تِلْكَ الْحَالِ لَكُنْتُ مِنْ أَهْلِ النَّارِ فَلَمَّا جَعَلَ اللَّهُ الإِسْلاَمَ فِي قَلْبِي أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ ابْسُطْ يَمِينَكَ فَلأُبَايِعْكَ . فَبَسَطَ يَمِينَهُ - قَالَ - فَقَبَضْتُ يَدِي . قَالَ " مَا لَكَ يَا عَمْرُو " . قَالَ قُلْتُ أَرَدْتُ أَنْ أَشْتَرِطَ . قَالَ " تَشْتَرِطُ بِمَاذَا " . قُلْتُ أَنْ يُغْفَرَ لِي . قَالَ " أَمَا عَلِمْتَ أَنَّ الإِسْلاَمَ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ وَأَنَّ الْهِجْرَةَ تَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهَا وَأَنَّ الْحَجَّ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ " . وَمَا كَانَ أَحَدٌ أَحَبَّ إِلَىَّ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلاَ أَجَلَّ فِي عَيْنِي مِنْهُ وَمَا كُنْتُ أُطِيقُ أَنْ أَمْلأَ عَيْنَىَّ مِنْهُ إِجْلاَلاً لَهُ وَلَوْ سُئِلْتُ أَنْ أَصِفَهُ مَا أَطَقْتُ لأَنِّي لَمْ أَكُنْ أَمْلأُ عَيْنَىَّ مِنْهُ وَلَوْ مُتُّ عَلَى تِلْكَ الْحَالِ لَرَجَوْتُ أَنْ أَكُونَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ ثُمَّ وَلِينَا أَشْيَاءَ مَا أَدْرِي مَا حَالِي فِيهَا فَإِذَا أَنَا مُتُّ فَلاَ تَصْحَبْنِي نَائِحَةٌ وَلاَ نَارٌ فَإِذَا دَفَنْتُمُونِي فَشُنُّوا عَلَىَّ التُّرَابَ شَنًّا ثُمَّ أَقِيمُوا حَوْلَ قَبْرِي قَدْرَ مَا تُنْحَرُ جَزُورٌ وَيُقْسَمُ لَحْمُهَا حَتَّى أَسْتَأْنِسَ بِكُمْ وَأَنْظُرَ مَاذَا أُرَاجِعُ بِهِ رُسُلَ رَبِّي .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 121 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü