Mut'a İslâm'ın başında zaruret için bir ruhsattı; sonra Allah dini tamamlayıp onu yasakladı.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1406k, Kitap 16, Hadis 32
Türkçe meal

Urve b. ez-Zübeyr şöyle rivayet etti:

Abdullah b. ez-Zübeyr Mekke'de kalkıp şöyle dedi: “Bazı insanlar —Allah gözlerini kör ettiği gibi kalplerini de kör etsin— mut'a ile fetva veriyorlar.” Bir adamı ima ediyordu. O adam ona seslenip: “Sen kaba, sert birisin! Hayatıma andolsun ki mut'a, müttakîlerin imamı zamanında yapılırdı” dedi; Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) kastediyordu. İbnü'z-Zübeyr ona: “Kendin dene bakalım; vallahi onu yaparsan seni taşlarınla taşlarım” dedi.

İbn Şihâb dedi ki: Bana Hâlid b. el-Muhâcir b. Seyfullah haber verdi: Bir adamın yanında otururken biri gelip ona mut'a hakkında fetva sordu; o da ona mut'ayı emretti. İbn Ebû Amra el-Ensârî ona: “Yavaş ol!” dedi. (Adam): “Ne o? Vallahi o, müttakîlerin imamı zamanında yapıldı” dedi. İbn Ebû Amra: “O, İslâm'ın başlangıcında, ona mecbur kalan için leş, kan ve domuz eti gibi bir ruhsattı. Sonra Allah dini sağlamlaştırdı ve onu yasakladı” dedi.

İbn Şihâb dedi ki: Bana Rebî' b. Sebre el-Cühenî haber verdi ki babası: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında Âmir oğullarından bir kadınla iki kırmızı hırka karşılığında mut'a yapmıştım; sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bizi mut'adan nehyetti” demiştir. İbn Şihâb dedi ki: Ben otururken Rebî' b. Sebre'yi bunu Ömer b. Abdülazîz'e anlatırken işittim.

Sahîh-i Müslim 1406k, Kitap 16, Hadis 32

Arapça metin
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ، قَامَ بِمَكَّةَ فَقَالَ إِنَّ نَاسًا - أَعْمَى اللَّهُ قُلُوبَهُمْ كَمَا أَعْمَى أَبْصَارَهُمْ - يُفْتُونَ بِالْمُتْعَةِ - يُعَرِّضُ بِرَجُلٍ - فَنَادَاهُ فَقَالَ إِنَّكَ لَجِلْفٌ جَافٍ فَلَعَمْرِي لَقَدْ كَانَتِ الْمُتْعَةُ تُفْعَلُ عَلَى عَهْدِ إِمَامِ الْمُتَّقِينَ - يُرِيدُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - فَقَالَ لَهُ ابْنُ الزُّبَيْرِ فَجَرِّبْ بِنَفْسِكَ فَوَاللَّهِ لَئِنْ فَعَلْتَهَا لأَرْجُمَنَّكَ بِأَحْجَارِكَ . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ فَأَخْبَرَنِي خَالِدُ بْنُ الْمُهَاجِرِ بْنِ سَيْفِ اللَّهِ أَنَّهُ بَيْنَا هُوَ جَالِسٌ عِنْدَ رَجُلٍ جَاءَهُ رَجُلٌ فَاسْتَفْتَاهُ فِي الْمُتْعَةِ فَأَمَرَهُ بِهَا فَقَالَ لَهُ ابْنُ أَبِي عَمْرَةَ الأَنْصَارِيُّ مَهْلاً . قَالَ مَا هِيَ وَاللَّهِ لَقَدْ فُعِلَتْ فِي عَهْدِ إِمَامِ الْمُتَّقِينَ . قَالَ ابْنُ أَبِي عَمْرَةَ إِنَّهَا كَانَتْ رُخْصَةً فِي أَوَّلِ الإِسْلاَمِ لِمَنِ اضْطُرَّ إِلَيْهَا كَالْمَيْتَةِ وَالدَّمِ وَلَحْمِ الْخِنْزِيرِ ثُمَّ أَحْكَمَ اللَّهُ الدِّينَ وَنَهَى عَنْهَا . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَخْبَرَنِي رَبِيعُ بْنُ سَبْرَةَ الْجُهَنِيُّ أَنَّ أَبَاهُ قَالَ قَدْ كُنْتُ اسْتَمْتَعْتُ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم امْرَأَةً مِنْ بَنِي عَامِرٍ بِبُرْدَيْنِ أَحْمَرَيْنِ ثُمَّ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمُتْعَةِ . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَسَمِعْتُ رَبِيعَ بْنَ سَبْرَةَ يُحَدِّثُ ذَلِكَ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ وَأَنَا جَالِسٌ .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1406 k metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü