Fitneler, hasırın çubuk çubuk örülmesi gibi kalplere arz edilir; onu içine çeken kalpte siyah bir nokta oluşur.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 144a, Kitap 1, Hadis 276
Türkçe meal

Huzeyfe (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ömer'in yanındaydık. “Hanginiz Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) fitneleri anlatırken işitti?” dedi. Bir grup: “Biz onu işittik” dedi. (Ömer): “Herhalde kişinin ailesi ve komşusu hakkındaki fitnesini kastediyorsunuz” dedi. “Evet” dediler. (Ömer): “Onu namaz, oruç ve sadaka örter (keffâret olur). Fakat hanginiz Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) deniz dalgası gibi dalgalanacak fitneleri anlatırken işitti?” dedi. Huzeyfe dedi ki: Topluluk sustu; ben: “Ben” dedim. (Ömer): “Sen ha! Babana aşk olsun!” dedi. Huzeyfe dedi ki: Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: “Fitneler, hasırın çubuk çubuk (örülmesi) gibi kalplere arz edilir. Hangi kalp onu içine çekerse onda siyah bir nokta oluşur; hangi kalp onu reddederse onda beyaz bir nokta oluşur. Sonunda (kalpler) iki türlü olur: Biri sert, düz bir kaya gibi beyazdır; gökler ve yer durdukça ona hiçbir fitne zarar vermez. Diğeri ise kurşunî siyah, ters dönmüş bir testi gibidir; içine çektiği hevâsı dışında ne bir iyiliği tanır ne de bir kötülüğü reddeder.”

Huzeyfe dedi ki: Ona (Ömer'e) şunu da anlattım: “Seninle o (fitneler) arasında kapalı bir kapı var; kırılması yakındır.” Ömer: “Kırılarak mı, babasız kalasıca! Açılsaydı belki yeniden kapatılırdı” dedi. “Hayır, kırılacak” dedim. Ona, o kapının öldürülecek ya da ölecek bir adam olduğunu anlattım. (Bu,) yanıltmacalardan olmayan (sahih) bir hadistir.

Ebû Hâlid dedi ki: Sa'd'a: “Ey Ebû Mâlik! 'Esvedü mürbâd' (kurşunî siyah) ne demek?” dedim. “Siyahlık içinde beyazlığın yoğunluğu” dedi. “Peki 'el-kûzü mücahhiyen' ne demek?” dedim. “Ters çevrilmiş (testi)” dedi.

Sahîh-i Müslim 144a, Kitap 1, Hadis 276

Arapça metin
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ، - يَعْنِي سُلَيْمَانَ بْنَ حَيَّانَ - عَنْ سَعْدِ بْنِ طَارِقٍ، عَنْ رِبْعِيٍّ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ عُمَرَ فَقَالَ أَيُّكُمْ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَذْكُرُ الْفِتَنَ فَقَالَ قَوْمٌ نَحْنُ سَمِعْنَاهُ . فَقَالَ لَعَلَّكُمْ تَعْنُونَ فِتْنَةَ الرَّجُلِ فِي أَهْلِهِ وَجَارِهِ قَالُوا أَجَلْ . قَالَ تِلْكَ تُكَفِّرُهَا الصَّلاَةُ وَالصِّيَامُ وَالصَّدَقَةُ وَلَكِنْ أَيُّكُمْ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَذْكُرُ الْفِتَنَ الَّتِي تَمُوجُ مَوْجَ الْبَحْرِ قَالَ حُذَيْفَةُ فَأَسْكَتَ الْقَوْمُ فَقُلْتُ أَنَا . قَالَ أَنْتَ لِلَّهِ أَبُوكَ . قَالَ حُذَيْفَةُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " تُعْرَضُ الْفِتَنُ عَلَى الْقُلُوبِ كَالْحَصِيرِ عُودًا عُودًا فَأَىُّ قَلْبٍ أُشْرِبَهَا نُكِتَ فِيهِ نُكْتَةٌ سَوْدَاءُ وَأَىُّ قَلْبٍ أَنْكَرَهَا نُكِتَ فِيهِ نُكْتَةٌ بَيْضَاءُ حَتَّى تَصِيرَ عَلَى قَلْبَيْنِ عَلَى أَبْيَضَ مِثْلِ الصَّفَا فَلاَ تَضُرُّهُ فِتْنَةٌ مَا دَامَتِ السَّمَوَاتُ وَالأَرْضُ وَالآخَرُ أَسْوَدُ مُرْبَادًّا كَالْكُوزِ مُجَخِّيًا لاَ يَعْرِفُ مَعْرُوفًا وَلاَ يُنْكِرُ مُنْكَرًا إِلاَّ مَا أُشْرِبَ مِنْ هَوَاهُ " . قَالَ حُذَيْفَةُ وَحَدَّثْتُهُ أَنَّ بَيْنَكَ وَبَيْنَهَا بَابًا مُغْلَقًا يُوشِكُ أَنْ يُكْسَرَ . قَالَ عُمَرُ أَكَسْرًا لاَ أَبَا لَكَ فَلَوْ أَنَّهُ فُتِحَ لَعَلَّهُ كَانَ يُعَادُ . قُلْتُ لاَ بَلْ يُكْسَرُ . وَحَدَّثْتُهُ أَنَّ ذَلِكَ الْبَابَ رَجُلٌ يُقْتَلُ أَوْ يَمُوتُ . حَدِيثًا لَيْسَ بِالأَغَالِيطِ . قَالَ أَبُو خَالِدٍ فَقُلْتُ لِسَعْدٍ يَا أَبَا مَالِكٍ مَا أَسْوَدُ مُرْبَادًّا قَالَ شِدَّةُ الْبَيَاضِ فِي سَوَادٍ . قَالَ قُلْتُ فَمَا الْكُوزُ مُجَخِّيًا قَالَ مَنْكُوسًا .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 144 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü