Âişe'nin planıyla eşleri baldan kötü koku geldiğini söyleyince Peygamber balı bıraktı.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1474b, Kitap 18, Hadis 28
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) tatlıyı ve balı severdi. İkindiyi kılınca hanımlarını dolaşır, onlara yaklaşırdı. Hafsa'nın yanına girdi ve orada her zamankinden fazla kaldı. Bunu sordum; bana: “Kavminden bir kadın ona bir tulum bal hediye etti; o da Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) ondan bir şerbet içirdi” denildi. “Vallahi ona bir hile yapacağız” dedim. Bunu Sevde'ye anlattım ve: “Senin yanına girince sana yaklaşacak; ona: 'Ey Allah'ın Resûlü! Meğâfîr mi yedin?' de. O sana 'Hayır' diyecek. Ona: 'Bu koku ne?' de —Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisinden (kötü) koku gelmesi çok ağır gelirdi—. O sana: 'Hafsa bana bir şerbet bal içirdi' diyecek. Ona: 'Arısı urfut ağacından yemiş' de. Ben de ona bunu söyleyeceğim; sen de söyle, ey Safiyye” dedim.

Sevde'nin yanına girince —Sevde diyor ki: Kendisinden başka ilâh olmayana yemin ederim ki, o daha kapıdayken senden korktuğum için bana söylediğini ona hemen söylemeye az kalsın başlıyordum— Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yaklaşınca (Sevde): “Ey Allah'ın Resûlü! Meğâfîr mi yedin?” dedi. “Hayır” buyurdu. “Bu koku ne?” dedi. “Hafsa bana bir şerbet bal içirdi” buyurdu. “Arısı urfut ağacından yemiş” dedi. Benim yanıma girince ona aynısını söyledim. Sonra Safiyye'nin yanına girdi; o da aynısını söyledi. Hafsa'nın yanına girince (Hafsa): “Ey Allah'ın Resûlü! Sana ondan içireyim mi?” dedi. “Ona ihtiyacım yok” buyurdu. Sevde: “Sübhânallah! Vallahi onu ondan mahrum ettik” dedi. Ona: “Sus!” dedim.

Sahîh-i Müslim 1474b, Kitap 18, Hadis 28

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ الْحَلْوَاءَ وَالْعَسَلَ فَكَانَ إِذَا صَلَّى الْعَصْرَ دَارَ عَلَى نِسَائِهِ فَيَدْنُو مِنْهُنَّ فَدَخَلَ عَلَى حَفْصَةَ فَاحْتَبَسَ عِنْدَهَا أَكْثَرَ مِمَّا كَانَ يَحْتَبِسُ فَسَأَلْتُ عَنْ ذَلِكَ فَقِيلَ لِي أَهْدَتْ لَهَا امْرَأَةٌ مِنْ قَوْمِهَا عُكَّةً مِنْ عَسَلٍ فَسَقَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْهُ شَرْبَةً فَقُلْتُ أَمَا وَاللَّهِ لَنَحْتَالَنَّ لَهُ . فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِسَوْدَةَ وَقُلْتُ إِذَا دَخَلَ عَلَيْكِ فَإِنَّهُ سَيَدْنُو مِنْكِ فَقُولِي لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَكَلْتَ مَغَافِيرَ فَإِنَّهُ سَيَقُولُ لَكِ لاَ . فَقُولِي لَهُ مَا هَذِهِ الرِّيحُ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَشْتَدُّ عَلَيْهِ أَنْ يُوجَدَ مِنْهُ الرِّيحُ - فَإِنَّهُ سَيَقُولُ لَكِ سَقَتْنِي حَفْصَةُ شَرْبَةَ عَسَلٍ . فَقُولِي لَهُ جَرَسَتْ نَحْلُهُ الْعُرْفُطَ وَسَأَقُولُ ذَلِكَ لَهُ وَقُولِيهِ أَنْتِ يَا صَفِيَّةُ فَلَمَّا دَخَلَ عَلَى سَوْدَةَ قَالَتْ تَقُولُ سَوْدَةُ وَالَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ لَقَدْ كِدْتُ أَنْ أُبَادِئَهُ بِالَّذِي قُلْتِ لِي وَإِنَّهُ لَعَلَى الْبَابِ فَرَقًا مِنْكِ فَلَمَّا دَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَكَلْتَ مَغَافِيرَ قَالَ " لاَ " . قَالَتْ فَمَا هَذِهِ الرِّيحُ قَالَ " سَقَتْنِي حَفْصَةُ شَرْبَةَ عَسَلٍ " . قَالَتْ جَرَسَتْ نَحْلُهُ الْعُرْفُطَ . فَلَمَّا دَخَلَ عَلَىَّ قُلْتُ لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ دَخَلَ عَلَى صَفِيَّةَ فَقَالَتْ بِمِثْلِ ذَلِكَ فَلَمَّا دَخَلَ عَلَى حَفْصَةَ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ أَسْقِيكَ مِنْهُ قَالَ " لاَ حَاجَةَ لِي بِهِ " . قَالَتْ تَقُولُ سَوْدَةُ سُبْحَانَ اللَّهِ وَاللَّهِ لَقَدْ حَرَمْنَاهُ . قَالَتْ قُلْتُ لَهَا اسْكُتِي .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1474 b metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü