Bu güneşin nereye gittiğini biliyor musunuz? Arş'ın altındaki karargâhına varır ve secdeye kapanır.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 159a, Kitap 1, Hadis 304
Türkçe meal

Ebû Zer (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün: “Bu güneşin nereye gittiğini biliyor musunuz?” buyurdu. “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dediler. Şöyle buyurdu: “Bu (güneş) akıp gider, sonunda Arş'ın altındaki karargâhına varır ve secdeye kapanır. Kendisine 'Yüksel, geldiğin yere dön' denilinceye kadar bu hâlde kalır. Döner ve doğduğu yerden doğarak sabaha erer. Sonra akıp gider, Arş'ın altındaki karargâhına varır ve secdeye kapanır. Kendisine 'Yüksel, geldiğin yere dön' denilinceye kadar bu hâlde kalır. Döner ve doğduğu yerden doğarak sabaha erer. Sonra insanların ondan hiçbir şeyi yadırgamadığı bir şekilde akıp gider ve Arş'ın altındaki o karargâhına varır. Ona: 'Yüksel, battığın yerden doğarak sabaha er!' denir. O da battığı yerden doğarak sabaha erer.” Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bunun ne zaman olacağını biliyor musunuz? İşte o, daha önce iman etmemiş ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye imanının fayda vermeyeceği zamandır.”

Sahîh-i Müslim 159a, Kitap 1, Hadis 304

Arapça metin
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، - قَالَ ابْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، - حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ يَزِيدَ التَّيْمِيِّ، - سَمِعَهُ فِيمَا، أَعْلَمُ - عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمًا " أَتَدْرُونَ أَيْنَ تَذْهَبُ هَذِهِ الشَّمْسُ " . قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ . قَالَ " إِنَّ هَذِهِ تَجْرِي حَتَّى تَنْتَهِيَ إِلَى مُسْتَقَرِّهَا تَحْتَ الْعَرْشِ فَتَخِرُّ سَاجِدَةً وَلاَ تَزَالُ كَذَلِكَ حَتَّى يُقَالَ لَهَا ارْتَفِعِي ارْجِعِي مِنْ حَيْثُ جِئْتِ فَتَرْجِعُ فَتُصْبِحُ طَالِعَةً مِنْ مَطْلِعِهَا ثُمَّ تَجْرِي حَتَّى تَنْتَهِيَ إِلَى مُسْتَقَرِّهَا تَحْتَ الْعَرْشِ فَتَخِرُّ سَاجِدَةً وَلاَ تَزَالُ كَذَلِكَ حَتَّى يُقَالَ لَهَا ارْتَفِعِي ارْجِعِي مِنْ حَيْثُ جِئْتِ فَتَرْجِعُ فَتُصْبِحُ طَالِعَةً مِنْ مَطْلِعِهَا ثُمَّ تَجْرِي لاَ يَسْتَنْكِرُ النَّاسُ مِنْهَا شَيْئًا حَتَّى تَنْتَهِيَ إِلَى مُسْتَقَرِّهَا ذَاكَ تَحْتَ الْعَرْشِ فَيُقَالُ لَهَا ارْتَفِعِي أَصْبِحِي طَالِعَةً مِنْ مَغْرِبِكِ فَتُصْبِحُ طَالِعَةً مِنْ مَغْرِبِهَا " . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَتَدْرُونَ مَتَى ذَاكُمْ ذَاكَ حِينَ لاَ يَنْفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا لَمْ تَكُنْ آمَنَتْ مِنْ قَبْلُ أَوْ كَسَبَتْ فِي إِيمَانِهَا خَيْرًا " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 159 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü