Maktulün diyeti için Yahudilere yazıldı; kasâme yapılmayınca Resûlullah yüz deve diyet verdi.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1669h, Kitap 28, Hadis 8
Türkçe meal

Sehl b. Ebû Hasme (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

(Sehl, kavminin büyüklerinden bazı adamlardan şunu haber verdi:) Abdullah b. Sehl ile Muhayyisa, başlarına gelen bir sıkıntı sebebiyle Hayber'e çıktılar. Muhayyisa gelip Abdullah b. Sehl'in öldürülüp bir pınara ya da kuyuya atıldığını haber verdi. Yahudilere gidip: “Vallahi onu siz öldürdünüz” dedi. “Vallahi onu biz öldürmedik” dediler. Sonra kavmine gelip bunu onlara anlattı. Sonra o, ondan büyük olan kardeşi Huvayyisa ve Abdurrahman b. Sehl ile birlikte (Resûlullah'a) geldi. Hayber'de bulunan Muhayyisa konuşmaya davrandı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Muhayyisa'ya: “Büyüğe bırak, büyüğe bırak” buyurdu —yaşı kastediyordu—. Huvayyisa konuştu, sonra Muhayyisa konuştu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ya arkadaşınızın diyetini verirler ya da savaşa hazır olduklarını bildirirler” buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu konuda onlara yazdı. Onlar: “Vallahi biz onu öldürmedik” diye yazdılar. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Huvayyisa, Muhayyisa ve Abdurrahman'a: “Yemin edip arkadaşınızın kanına hak kazanır mısınız?” buyurdu. “Hayır” dediler. “O hâlde Yahudiler size yemin etsin” buyurdu. “Onlar Müslüman değil” dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun diyetini kendi yanından verdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara yüz deve gönderdi; nihayet develer onların evine sokuldu. Sehl dedi ki: Onlardan kırmızı bir deve bana tekme attı.

Sahîh-i Müslim 1669h, Kitap 28, Hadis 8

Arapça metin
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ مَالِكَ بْنَ أَنَسٍ، يَقُولُ حَدَّثَنِي أَبُو لَيْلَى بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَهْلٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ عَنْ رِجَالٍ، مِنْ كُبَرَاءِ قَوْمِهِ أَنَّ عَبْدَ، اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ وَمُحَيِّصَةَ خَرَجَا إِلَى خَيْبَرَ مِنْ جَهْدٍ أَصَابَهُمْ فَأَتَى مُحَيِّصَةُ فَأَخْبَرَ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ قَدْ قُتِلَ وَطُرِحَ فِي عَيْنٍ أَوْ فَقِيرٍ فَأَتَى يَهُودَ فَقَالَ أَنْتُمْ وَاللَّهِ قَتَلْتُمُوهُ . قَالُوا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ . ثُمَّ أَقْبَلَ حَتَّى قَدِمَ عَلَى قَوْمِهِ فَذَكَرَ لَهُمْ ذَلِكَ ثُمَّ أَقْبَلَ هُوَ وَأَخُوهُ حُوَيِّصَةُ وَهُوَ أَكْبَرُ مِنْهُ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ فَذَهَبَ مُحَيِّصَةُ لِيَتَكَلَّمَ وَهُوَ الَّذِي كَانَ بِخَيْبَرَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمُحَيِّصَةَ " كَبِّرْ كَبِّرْ " . يُرِيدُ السِّنَّ فَتَكَلَّمَ حُوَيِّصَةُ ثُمَّ تَكَلَّمَ مُحَيِّصَةُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِمَّا أَنْ يَدُوا صَاحِبَكُمْ وَإِمَّا أَنْ يُؤْذِنُوا بِحَرْبٍ " . فَكَتَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَيْهِمْ فِي ذَلِكَ فَكَتَبُوا إِنَّا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِحُوَيِّصَةَ وَمُحَيِّصَةَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ " أَتَحْلِفُونَ وَتَسْتَحِقُّونَ دَمَ صَاحِبِكُمْ " . قَالُوا لاَ . قَالَ " فَتَحْلِفُ لَكُمْ يَهُودُ " . قَالُوا لَيْسُوا بِمُسْلِمِينَ . فَوَدَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عِنْدِهِ فَبَعَثَ إِلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِائَةَ نَاقَةٍ حَتَّى أُدْخِلَتْ عَلَيْهِمُ الدَّارَ . فَقَالَ سَهْلٌ فَلَقَدْ رَكَضَتْنِي مِنْهَا نَاقَةٌ حَمْرَاءُ .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1669 h metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü