Secdedeki Resûlullah'a eziyet eden Kureyş ileri gelenleri bedduaya uğradı ve Bedir'de öldüler.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1794a, Kitap 32, Hadis 131
Türkçe meal

İbn Mes'ûd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Kâbe'nin yanında namaz kılarken Ebû Cehil ve arkadaşları oturuyorlardı. Bir gün önce bir deve kesilmişti. Ebû Cehil: “Hanginiz kalkıp falan oğullarının devesinin işkembesini alıp Muhammed secdeye varınca onun omuzlarının arasına koyar?” dedi. Kavmin en bedbahtı kalkıp onu aldı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) secdeye varınca onu omuzlarının arasına koydu. Gülmeye başladılar; birbirlerinin üzerine eğiliyorlardı. Ben ayakta bakıyordum. Bir gücüm olsaydı onu Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sırtından atardım. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) secdede başını kaldırmıyordu. Nihayet biri gidip Fâtıma'ya haber verdi. O küçük bir kızken gelip onu üzerinden attı, sonra onlara dönüp sövdü. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) namazını bitirince sesini yükseltti, sonra onlara beddua etti. Dua ettiğinde üç defa dua eder, istediğinde üç defa isterdi. Sonra üç defa: “Allah'ım! Kureyş'i sana havale ediyorum” buyurdu. Onun sesini işitince gülmeleri kesildi ve bedduasından korktular. Sonra: “Allah'ım! Ebû Cehil b. Hişâm'ı, Utbe b. Rebîa'yı, Şeybe b. Rebîa'yı, Velîd b. Ukbe'yi, Ümeyye b. Halef'i ve Ukbe b. Ebû Muayt'ı sana havale ediyorum” buyurdu. Yedinciyi de andı, fakat ben ezberleyemedim. Muhammed'i (sallallahu aleyhi ve sellem) hak ile gönderene yemin ederim ki adını saydığı kimseleri Bedir günü yere serilmiş, sonra kuyuya, Bedir kuyusuna sürüklenmiş gördüm. Ebû İshâk dedi ki: Bu hadiste Velîd b. Ukbe (adı) yanlıştır.

Sahîh-i Müslim 1794a, Kitap 32, Hadis 131

Arapça metin
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ أَبَانَ الْجُعْفِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ، - يَعْنِي ابْنَ سُلَيْمَانَ - عَنْ زَكَرِيَّاءَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ الأَوْدِيِّ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي عِنْدَ الْبَيْتِ وَأَبُو جَهْلٍ وَأَصْحَابٌ لَهُ جُلُوسٌ وَقَدْ نُحِرَتْ جَزُورٌ بِالأَمْسِ فَقَالَ أَبُو جَهْلٍ أَيُّكُمْ يَقُومُ إِلَى سَلاَ جَزُورِ بَنِي فُلاَنٍ فَيَأْخُذُهُ فَيَضَعُهُ فِي كَتِفَىْ مُحَمَّدٍ إِذَا سَجَدَ فَانْبَعَثَ أَشْقَى الْقَوْمِ فَأَخَذَهُ فَلَمَّا سَجَدَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَضَعَهُ بَيْنَ كَتِفَيْهِ قَالَ فَاسْتَضْحَكُوا وَجَعَلَ بَعْضُهُمْ يَمِيلُ عَلَى بَعْضٍ وَأَنَا قَائِمٌ أَنْظُرُ . لَوْ كَانَتْ لِي مَنَعَةٌ طَرَحْتُهُ عَنْ ظَهْرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَاجِدٌ مَا يَرْفَعُ رَأْسَهُ حَتَّى انْطَلَقَ إِنْسَانٌ فَأَخْبَرَ فَاطِمَةَ فَجَاءَتْ وَهِيَ جُوَيْرِيَةُ فَطَرَحَتْهُ عَنْهُ . ثُمَّ أَقْبَلَتْ عَلَيْهِمْ تَشْتِمُهُمْ فَلَمَّا قَضَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم صَلاَتَهُ رَفَعَ صَوْتَهُ ثُمَّ دَعَا عَلَيْهِمْ وَكَانَ إِذَا دَعَا دَعَا ثَلاَثًا . وَإِذَا سَأَلَ سَأَلَ ثَلاَثًا ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ عَلَيْكَ بِقُرَيْشٍ " . ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَلَمَّا سَمِعُوا صَوْتَهُ ذَهَبَ عَنْهُمُ الضِّحْكُ وَخَافُوا دَعْوَتَهُ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ عَلَيْكَ بِأَبِي جَهْلِ بْنِ هِشَامٍ وَعُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ وَشَيْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ وَالْوَلِيدِ بْنِ عُقْبَةَ وَأُمَيَّةَ بْنِ خَلَفٍ وَعُقْبَةَ بْنِ أَبِي مُعَيْطٍ " . وَذَكَرَ السَّابِعَ وَلَمْ أَحْفَظْهُ فَوَالَّذِي بَعَثَ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم بِالْحَقِّ لَقَدْ رَأَيْتُ الَّذِينَ سَمَّى صَرْعَى يَوْمَ بَدْرٍ ثُمَّ سُحِبُوا إِلَى الْقَلِيبِ قَلِيبِ بَدْرٍ . قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ الْوَلِيدُ بْنُ عُقْبَةَ غَلَطٌ فِي هَذَا الْحَدِيثِ .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1794 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü