Allah'a ve Resûlü'ne eziyet eden Kâ'b b. el-Eşref, Muhammed b. Mesleme ve arkadaşlarınca öldürüldü.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1801, Kitap 32, Hadis 146
Türkçe meal

Câbir (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Kâ'b b. el-Eşref'in hakkından kim gelir? O, Allah'a ve Resûlü'ne eziyet etti” buyurdu. Muhammed b. Mesleme: “Ey Allah'ın Resûlü! Onu öldürmemi ister misin?” dedi. “Evet” buyurdu. “Bana (onu kandırmak için bir şeyler) söylemem için izin ver” dedi. “Söyle” buyurdu. (Muhammed b. Mesleme) ona gitti, onunla konuştu, aralarındaki (eski dostluğu) andı ve: “Bu adam (Peygamber) sadaka istedi; bizi zahmete soktu” dedi. (Kâ'b) bunu işitince: “Vallahi daha da (sıkılacaksınız); ondan mutlaka bıkacaksınız” dedi. (Muhammed): “Biz şimdi ona uyduk; işinin nereye varacağını görmeden onu bırakmak istemiyoruz. Bana borç vermeni istiyorum” dedi. “Bana ne rehin vereceksin?” dedi. “Ne istersin?” dedi. “Bana kadınlarınızı rehin verin” dedi. “Sen Arapların en yakışıklısısın; sana kadınlarımızı mı rehin verelim?” dedi. “Bana çocuklarınızı rehin verin” dedi. “Birimizin oğluna sövülür de 'İki vesk hurma karşılığında rehin verildi' denilir. Fakat sana zırhı —yani silahı— rehin verelim” dedi. “Olur” dedi. (Muhammed) ona Hâris'i, Ebû Abs b. Cebr'i ve Abbâd b. Bişr'i getirmek üzere söz verdi. Geldiler ve geceleyin onu çağırdılar; yanlarına indi. Süfyân dedi ki: Amr'dan başkası şöyle dedi: Hanımı ona: “Kan sesi gibi bir ses işitiyorum” dedi. (Kâ'b): “Bu ancak Muhammed b. Mesleme, süt kardeşi ve Ebû Nâile'dir. Cömert kişi geceleyin bir mızrak darbesine çağrılsa bile icabet eder” dedi. Muhammed (arkadaşlarına): “O gelince elimi başına uzatacağım; onu iyice yakaladığımda, işte o zaman (vurun)” dedi. (Kâ'b) inince üzerine bir şal sarınmış olarak indi. “Sende güzel koku hissediyoruz” dediler. “Evet, nikâhımda filanca var; o Arap kadınlarının en güzel kokulusudur” dedi. (Muhammed): “Onu koklamama izin verir misin?” dedi. “Evet, kokla” dedi. Uzanıp kokladı, sonra: “Tekrar etmeme izin verir misin?” dedi. Başını iyice yakaladı, sonra: “İşte (vurun)!” dedi. Onu öldürdüler.

Sahîh-i Müslim 1801, Kitap 32, Hadis 146

Arapça metin
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْمِسْوَرِ، الزُّهْرِيُّ كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - وَاللَّفْظُ لِلزُّهْرِيِّ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعْتُ جَابِرًا، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ لِكَعْبِ بْنِ الأَشْرَفِ فَإِنَّهُ قَدْ آذَى اللَّهَ وَرَسُولَهُ " . فَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتُحِبُّ أَنْ أَقْتُلَهُ قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ ائْذَنْ لِي فَلأَقُلْ قَالَ " قُلْ " . فَأَتَاهُ فَقَالَ لَهُ وَذَكَرَ مَا بَيْنَهُمَا وَقَالَ إِنَّ هَذَا الرَّجُلَ قَدْ أَرَادَ صَدَقَةً وَقَدْ عَنَّانَا . فَلَمَّا سَمِعَهُ قَالَ وَأَيْضًا وَاللَّهِ لَتَمَلُّنَّهُ . قَالَ إِنَّا قَدِ اتَّبَعْنَاهُ الآنَ وَنَكْرَهُ أَنْ نَدَعَهُ حَتَّى نَنْظُرَ إِلَى أَىِّ شَىْءٍ يَصِيرُ أَمْرُهُ - قَالَ - وَقَدْ أَرَدْتُ أَنْ تُسْلِفَنِي سَلَفًا قَالَ فَمَا تَرْهَنُنِي قَالَ مَا تُرِيدُ . قَالَ تَرْهَنُنِي نِسَاءَكُمْ قَالَ أَنْتَ أَجْمَلُ الْعَرَبِ أَنَرْهَنُكَ نِسَاءَنَا قَالَ لَهُ تَرْهَنُونِي أَوْلاَدَكُمْ . قَالَ يُسَبُّ ابْنُ أَحَدِنَا فَيُقَالُ رُهِنَ فِي وَسْقَيْنِ مِنْ تَمْرٍ . وَلَكِنْ نَرْهَنُكَ اللأْمَةَ - يَعْنِي السِّلاَحَ - قَالَ فَنَعَمْ . وَوَاعَدَهُ أَنْ يَأْتِيَهُ بِالْحَارِثِ وَأَبِي عَبْسِ بْنِ جَبْرٍ وَعَبَّادِ بْنِ بِشْرٍ قَالَ فَجَاءُوا فَدَعَوْهُ لَيْلاً فَنَزَلَ إِلَيْهِمْ قَالَ سُفْيَانُ قَالَ غَيْرُ عَمْرٍو قَالَتْ لَهُ امْرَأَتُهُ إِنِّي لأَسْمَعُ صَوْتًا كَأَنَّهُ صَوْتُ دَمٍ قَالَ إِنَّمَا هَذَا مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ وَرَضِيعُهُ وَأَبُو نَائِلَةَ إِنَّ الْكَرِيمَ لَوْ دُعِيَ إِلَى طَعْنَةٍ لَيْلاً لأَجَابَ . قَالَ مُحَمَّدٌ إِنِّي إِذَا جَاءَ فَسَوْفَ أَمُدُّ يَدِي إِلَى رَأْسِهِ فَإِذَا اسْتَمْكَنْتُ مِنْهُ فَدُونَكُمْ قَالَ فَلَمَّا نَزَلَ نَزَلَ وَهُوَ مُتَوَشِّحٌ فَقَالُوا نَجِدُ مِنْكَ رِيحَ الطِّيبِ قَالَ نَعَمْ تَحْتِي فُلاَنَةُ هِيَ أَعْطَرُ نِسَاءِ الْعَرَبِ . قَالَ فَتَأْذَنُ لِي أَنْ أَشُمَّ مِنْهُ قَالَ نَعَمْ فَشُمَّ . فَتَنَاوَلَ فَشَمَّ ثُمَّ قَالَ أَتَأْذَنُ لِي أَنْ أَعُودَ قَالَ فَاسْتَمْكَنَ مِنْ رَأْسِهِ ثُمَّ قَالَ دُونَكُمْ . قَالَ فَقَتَلُوهُ .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1801 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü