Genişliği gökler ve yer kadar olan cennete kalkın!

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1901, Kitap 33, Hadis 210
Türkçe meal

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Ebû Süfyân'ın kervanının ne yaptığına bakmak için Büseyse'yi gözcü olarak gönderdi. (Büseyse) geldiğinde evde benden ve Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) başka kimse yoktu. —(Sâbit) dedi ki: (Enes'in, Resûlullah'ın) hanımlarından bazısını istisna edip etmediğini bilmiyorum.— (Enes) dedi ki: (Büseyse) ona haberi anlattı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) dışarı çıkıp konuştu ve “Bizim peşine düştüğümüz bir şey var. Bineği hazır olan bizimle birlikte binsin” buyurdu. Bazı adamlar Medine'nin yukarı tarafındaki binekleri için ondan izin istemeye başladılar. “Hayır, ancak bineği hazır olan” buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabı yola çıktılar ve Bedir'e müşriklerden önce vardılar. Müşrikler de geldi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ben önünde bulunmadıkça sizden hiç kimse hiçbir şeye ilerlemesin” buyurdu. Müşrikler yaklaşınca Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Genişliği gökler ve yer kadar olan cennete kalkın!” buyurdu. (Enes) dedi ki: Umeyr b. Humâm el-Ensârî “Ey Allah'ın Resûlü! Genişliği gökler ve yer kadar olan bir cennet mi?” dedi. “Evet” buyurdu. “Bah bah!” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Seni ‘Bah bah!’ demeye sevk eden nedir?” buyurdu. “Hayır, vallahi ey Allah'ın Resûlü, ancak onun ehlinden olmayı umduğum için” dedi. “Sen onun ehlindensin” buyurdu. Bunun üzerine ok kılıfından birkaç hurma çıkarıp onlardan yemeye başladı. Sonra “Eğer şu hurmalarımı yiyinceye kadar yaşarsam, bu gerçekten uzun bir hayattır” dedi. (Enes) dedi ki: Yanındaki hurmaları atıp onlarla öldürülünceye kadar savaştı.

Sahîh-i Müslim 1901, Kitap 33, Hadis 210

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ النَّضْرِ بْنِ أَبِي النَّضْرِ، وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ - وَأَلْفَاظُهُمْ مُتَقَارِبَةٌ - قَالُوا حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - وَهُوَ ابْنُ الْمُغِيرَةِ - عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بُسَيْسَةَ عَيْنًا يَنْظُرُ مَا صَنَعَتْ عِيرُ أَبِي سُفْيَانَ فَجَاءَ وَمَا فِي الْبَيْتِ أَحَدٌ غَيْرِي وَغَيْرُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لاَ أَدْرِي مَا اسْتَثْنَى بَعْضَ نِسَائِهِ قَالَ فَحَدَّثَهُ الْحَدِيثَ قَالَ فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَتَكَلَّمَ فَقَالَ " إِنَّ لَنَا طَلِبَةً فَمَنْ كَانَ ظَهْرُهُ حَاضِرًا فَلْيَرْكَبْ مَعَنَا " . فَجَعَلَ رِجَالٌ يَسْتَأْذِنُونَهُ فِي ظُهْرَانِهِمْ فِي عُلْوِ الْمَدِينَةِ فَقَالَ " لاَ إِلاَّ مَنْ كَانَ ظَهْرُهُ حَاضِرًا " . فَانْطَلَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَصْحَابُهُ حَتَّى سَبَقُوا الْمُشْرِكِينَ إِلَى بَدْرٍ وَجَاءَ الْمُشْرِكُونَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يُقَدِّمَنَّ أَحَدٌ مِنْكُمْ إِلَى شَىْءٍ حَتَّى أَكُونَ أَنَا دُونَهُ " . فَدَنَا الْمُشْرِكُونَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قُومُوا إِلَى جَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَوَاتُ وَالأَرْضُ " . قَالَ يَقُولُ عُمَيْرُ بْنُ الْحُمَامِ الأَنْصَارِيُّ يَا رَسُولَ اللَّهِ جَنَّةٌ عَرْضُهَا السَّمَوَاتُ وَالأَرْضُ قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ بَخٍ بَخٍ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا يَحْمِلُكَ عَلَى قَوْلِكَ بَخٍ بَخٍ " . قَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِلاَّ رَجَاءَةَ أَنْ أَكُونَ مِنْ أَهْلِهَا . قَالَ " فَإِنَّكَ مِنْ أَهْلِهَا " . فَأَخْرَجَ تَمَرَاتٍ مِنْ قَرْنِهِ فَجَعَلَ يَأْكُلُ مِنْهُنَّ ثُمَّ قَالَ لَئِنْ أَنَا حَيِيتُ حَتَّى آكُلَ تَمَرَاتِي هَذِهِ إِنَّهَا لَحَيَاةٌ طَوِيلَةٌ - قَالَ - فَرَمَى بِمَا كَانَ مَعَهُ مِنَ التَّمْرِ . ثُمَّ قَاتَلَهُمْ حَتَّى قُتِلَ .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1901 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü