Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah kıyamet günü insanları toplar; bu sebeple kaygılanırlar –İbn Ubeyd ‘buna ilham olunurlar’ dedi– ve ‘Rabbimize karşı birini şefaatçi edinsek de bizi bu yerimizden rahata kavuştursa’ derler. –(Peygamber) dedi ki– Âdem'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelirler ve ‘Sen insanların atası Âdem'sin. Allah seni kendi eliyle yarattı, sana ruhundan üfledi ve meleklere emretti de sana secde ettiler. Bizi bu yerimizden rahata kavuşturması için Rabbinin katında bize şefaat et’ derler. O: ‘Ben (bu işin) ehli değilim’ der –işlediği hatasını hatırlar ve bundan dolayı Rabbinden utanır– ‘fakat Allah'ın gönderdiği ilk resûl olan Nûh'a gidin.’ –(Peygamber) dedi ki– Nûh'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelirler. O: ‘Ben (bu işin) ehli değilim’ der –işlediği hatasını hatırlar ve bundan dolayı Rabbinden utanır– ‘fakat Allah'ın dost (halîl) edindiği İbrâhîm'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gidin.’ İbrâhîm'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelirler. O: ‘Ben (bu işin) ehli değilim’ der –işlediği hatasını hatırlar ve bundan dolayı Rabbinden utanır– ‘fakat Allah'ın kendisiyle konuştuğu ve kendisine Tevrat'ı verdiği Mûsâ'ya (sallallahu aleyhi ve sellem) gidin.’ –(Peygamber) dedi ki– Mûsâ'ya (aleyhisselâm) gelirler. O: ‘Ben (bu işin) ehli değilim’ der –işlediği hatasını hatırlar ve bundan dolayı Rabbinden utanır– ‘fakat Allah'ın ruhu ve kelimesi Îsâ'ya gidin.’ Allah'ın ruhu ve kelimesi Îsâ'ya gelirler. O: ‘Ben (bu işin) ehli değilim; fakat geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmış bir kul olan Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gidin’ der.”
(Enes) dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bunun üzerine bana gelirler. Rabbimden (huzuruna girmek için) izin isterim; bana izin verilir. O'nu görünce secdeye kapanırım. Allah dilediği kadar beni (öylece) bırakır. Sonra ‘Ey Muhammed! Başını kaldır; söyle, işitilir; iste, verilir; şefaat et, şefaatin kabul olunur’ denir. Başımı kaldırırım ve Rabbimin bana öğreteceği bir hamd ile Rabbime hamd ederim. Sonra şefaat ederim; (Rabbim) bana bir sınır belirler; onları ateşten çıkarır ve cennete koyarım. Sonra dönüp secdeye kapanırım. Allah beni bırakmayı dilediği kadar bırakır. Sonra ‘Başını kaldır ey Muhammed! Söyle, işitilir; iste, verilir; şefaat et, şefaatin kabul olunur’ denir. Başımı kaldırırım ve bana öğreteceği bir hamd ile Rabbime hamd ederim. Sonra şefaat ederim; bana bir sınır belirler; onları ateşten çıkarır ve cennete koyarım.” –(Râvi) dedi ki: Üçüncüde mi dördüncüde mi bilmiyorum, şöyle buyurdu:– “Ben de ‘Ey Rabbim! Ateşte Kur'ân'ın alıkoyduğu, yani ebedî kalması gerekli olandan başkası kalmadı’ derim.” İbn Ubeyd kendi rivayetinde şöyle dedi: Katâde, “yani ebedî kalması gerekli olan” dedi.
Sahîh-i Müslim 193a, Kitap 1, Hadis 381