Hizmetler içinde bana atın bakımından daha ağır gelen bir şey yoktu.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 2182b, Kitap 39, Hadis 47
Türkçe meal

Esmâ bint Ebû Bekir (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Ben Zübeyr'e ev hizmeti görürdüm. Onun bir atı vardı, ona ben bakardım. Hizmetler içinde bana atın bakımından daha ağır gelen bir şey yoktu. Ona ot toplar, işini görür ve bakımını yapardım.

(İbn Ebû Müleyke) dedi ki: Sonra (Esmâ) bir hizmetçi edindi. Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) esirler gelmişti, ona da bir hizmetçi verdi. (Esmâ) dedi ki: (Hizmetçi kadın) atın bakımında beni yükten kurtardı ve onun külfetini üzerimden aldı.

Derken bir adam bana gelip: “Ey Ümmü Abdullah! Ben fakir bir adamım; senin evinin gölgesinde satış yapmak istiyorum” dedi. Ben: “Sana izin verirsem Zübeyr buna karşı çıkar. Sen gel, Zübeyr de oradayken bunu benden iste” dedim. Adam geldi ve: “Ey Ümmü Abdullah! Ben fakir bir adamım; senin evinin gölgesinde satış yapmak istiyorum” dedi. (Esmâ): “Medine'de senin için benim evimden başka yer mi yok?” dedi. Zübeyr ona: “Fakir bir adamın satış yapmasına engel olman da ne oluyor?” dedi. Adam (orada) satış yapmaya devam etti, sonunda kazanç sağladı. Ben de cariyeyi ona sattım. Bedeli kucağımdayken Zübeyr yanıma girdi ve: “Onu bana bağışla” dedi. (Esmâ) dedi ki: “Ben onu sadaka olarak verdim.”

Sahîh-i Müslim 2182b, Kitap 39, Hadis 47

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْغُبَرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّ أَسْمَاءَ، قَالَتْ كُنْتُ أَخْدُمُ الزُّبَيْرَ خِدْمَةَ الْبَيْتِ وَكَانَ لَهُ فَرَسٌ وَكُنْتُ أَسُوسُهُ فَلَمْ يَكُنْ مِنَ الْخِدْمَةِ شَىْءٌ أَشَدَّ عَلَىَّ مِنْ سِيَاسَةِ الْفَرَسِ كُنْتُ أَحْتَشُّ لَهُ وَأَقُومُ عَلَيْهِ وَأَسُوسُهُ . قَالَ ثُمَّ إِنَّهَا أَصَابَتْ خَادِمًا جَاءَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سَبْىٌ فَأَعْطَاهَا خَادِمًا . قَالَتْ كَفَتْنِي سِيَاسَةَ الْفَرَسِ فَأَلْقَتْ عَنِّي مَئُونَتَهُ فَجَاءَنِي رَجُلٌ فَقَالَ يَا أُمَّ عَبْدِ اللَّهِ إِنِّي رَجُلٌ فَقِيرٌ أَرَدْتُ أَنْ أَبِيعَ فِي ظِلِّ دَارِكِ . قَالَتْ إِنِّي إِنْ رَخَّصْتُ لَكَ أَبَى ذَاكَ الزُّبَيْرُ فَتَعَالَ فَاطْلُبْ إِلَىَّ وَالزُّبَيْرُ شَاهِدٌ فَجَاءَ فَقَالَ يَا أُمَّ عَبْدِ اللَّهِ إِنِّي رَجُلٌ فَقِيرٌ أَرَدْتُ أَنْ أَبِيعَ فِي ظِلِّ دَارِكِ . فَقَالَتْ مَا لَكَ بِالْمَدِينَةِ إِلاَّ دَارِي فَقَالَ لَهَا الزُّبَيْرُ مَا لَكِ أَنْ تَمْنَعِي رَجُلاً فَقِيرًا يَبِيعُ فَكَانَ يَبِيعُ إِلَى أَنْ كَسَبَ فَبِعْتُهُ الْجَارِيَةَ فَدَخَلَ عَلَىَّ الزُّبَيْرُ وَثَمَنُهَا فِي حَجْرِي . فَقَالَ هَبِيهَا لِي . قَالَتْ إِنِّي قَدْ تَصَدَّقْتُ بِهَا .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 2182 b metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü