Zübeyr benimle evlendiğinde yeryüzünde atından başka ne malı ne kölesi vardı.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 2182a, Kitap 39, Hadis 46
Türkçe meal

Esmâ bint Ebû Bekir (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Zübeyr benimle evlendiğinde yeryüzünde atından başka ne bir malı, ne bir kölesi, ne de bir şeyi vardı. (Esmâ) dedi ki: Atına yem verir, onun bakım külfetini üstlenir ve onu tımar ederdim. Su taşıyan devesi için hurma çekirdeği döğer, onu yemlerdim. Su çeker, büyük kovasını diker, hamur yoğururdum. Ekmeği iyi pişiremezdim; Ensâr'dan komşu kadınlar bana ekmek pişirirdi. Onlar dürüst kadınlardı.

(Esmâ) dedi ki: Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Zübeyr'e tahsis ettiği araziden hurma çekirdeklerini başımda taşırdım. Orası (evimize) bir fersahın üçte ikisi uzaklıktaydı.

(Esmâ) dedi ki: Bir gün başımda çekirdeklerle gelirken Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile karşılaştım; yanında ashabından birkaç kişi vardı. Beni çağırdı, sonra beni arkasına bindirmek için (devesine) “İh, ih” dedi. (Esmâ, Zübeyr'e) dedi ki: Utandım ve senin kıskançlığını bildim. (Zübeyr) dedi ki: “Vallahi senin başında hurma çekirdeği taşıman, onunla birlikte (deveye) binmenden daha ağırdır.”

(Esmâ) dedi ki: Nihayet bundan sonra Ebû Bekir bana bir hizmetçi gönderdi. (Hizmetçi) atın bakımında beni yükten kurtardı; sanki beni azat etmişti.

Sahîh-i Müslim 2182a, Kitap 39, Hadis 46

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ أَبُو كُرَيْبٍ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، قَالَتْ تَزَوَّجَنِي الزُّبَيْرُ وَمَا لَهُ فِي الأَرْضِ مِنْ مَالٍ وَلاَ مَمْلُوكٍ وَلاَ شَىْءٍ غَيْرَ فَرَسِهِ - قَالَتْ - فَكُنْتُ أَعْلِفُ فَرَسَهُ وَأَكْفِيهِ مَئُونَتَهُ وَأَسُوسُهُ وَأَدُقُّ النَّوَى لِنَاضِحِهِ وَأَعْلِفُهُ وَأَسْتَقِي الْمَاءَ وَأَخْرِزُ غَرْبَهُ وَأَعْجِنُ وَلَمْ أَكُنْ أُحْسِنُ أَخْبِزُ وَكَانَ يَخْبِزُ لِي جَارَاتٌ مِنَ الأَنْصَارِ وَكُنَّ نِسْوَةَ صِدْقٍ - قَالَتْ - وَكُنْتُ أَنْقُلُ النَّوَى مِنْ أَرْضِ الزُّبَيْرِ الَّتِي أَقْطَعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَأْسِي وَهْىَ عَلَى ثُلُثَىْ فَرْسَخٍ - قَالَتْ - فَجِئْتُ يَوْمًا وَالنَّوَى عَلَى رَأْسِي فَلَقِيتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ نَفَرٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فَدَعَانِي ثُمَّ قَالَ " إِخْ إِخْ " . لِيَحْمِلَنِي خَلْفَهُ - قَالَتْ - فَاسْتَحْيَيْتُ وَعَرَفْتُ غَيْرَتَكَ فَقَالَ وَاللَّهِ لَحَمْلُكِ النَّوَى عَلَى رَأْسِكِ أَشَدُّ مِنْ رُكُوبِكِ مَعَهُ . قَالَتْ حَتَّى أَرْسَلَ إِلَىَّ أَبُو بَكْرٍ بَعْدَ ذَلِكَ بِخَادِمٍ فَكَفَتْنِي سِيَاسَةَ الْفَرَسِ فَكَأَنَّمَا أَعْتَقَتْنِي .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 2182 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü