Ümmetler bana arz olundu; ümmetinle birlikte hesapsız ve azapsız cennete girecek yetmiş bin kişi vardır.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 220a, Kitap 1, Hadis 433
Türkçe meal

Husayn b. Abdurrahman şöyle anlattı:

Saîd b. Cübeyr'in yanındaydım. “Dün gece kayan yıldızı hanginiz gördü?” dedi. “Ben” dedim. Sonra: “Ama ben namazda değildim; (uyanıktım çünkü) beni (bir akrep) soktu” dedim. “Peki ne yaptın?” dedi. “Rukye yaptırdım” dedim. “Seni buna ne sevk etti?” dedi. “Şa'bî'nin bize rivayet ettiği bir hadis” dedim. “Şa'bî size ne rivayet etti?” dedi. “Bize Büreyde b. Husayb el-Eslemî'den şöyle dediğini rivayet etti: ‘Rukye ancak nazar veya zehirli sokmadan dolayıdır’” dedim.

Şöyle dedi: “İşittiğiyle yetinen güzel etmiştir. Fakat bize İbn Abbâs, Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu rivayet etti: ‘Ümmetler bana arz olundu. Yanında küçük bir topluluk bulunan peygamberi, yanında bir veya iki adam bulunan peygamberi ve yanında hiç kimse olmayan peygamberi gördüm. Derken bana büyük bir kalabalık gösterildi; onların benim ümmetim olduğunu sandım. Bana: Bu, Mûsâ (sallallahu aleyhi ve sellem) ve kavmidir; fakat sen ufka bak, denildi. Baktım, bir de ne göreyim, büyük bir kalabalık. Bana: Diğer ufka da bak, denildi. Bir de ne göreyim, büyük bir kalabalık. Bana: İşte bu senin ümmetindir; onlarla birlikte hesapsız ve azapsız cennete girecek yetmiş bin kişi vardır, denildi.’

Sonra (Resûlullah) kalktı ve evine girdi. İnsanlar, hesapsız ve azapsız cennete girecek o kimseler hakkında konuşmaya daldılar. Bazıları: ‘Belki onlar Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sohbetinde bulunanlardır’ dedi. Bazıları: ‘Belki onlar İslâm üzere doğup Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayanlardır’ dedi. Başka şeyler de söylediler. Derken Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yanlarına çıktı ve: ‘Dalıp gittiğiniz şey nedir?’ buyurdu. Ona haber verdiler. Şöyle buyurdu: ‘Onlar rukye yapmayan, rukye istemeyen, uğursuzluğa inanmayan ve Rablerine tevekkül eden kimselerdir.’ Bunun üzerine Ukkâşe b. Mihsan kalktı ve: ‘Beni onlardan kılması için Allah'a dua et’ dedi. ‘Sen onlardansın’ buyurdu. Sonra başka bir adam kalktı ve: ‘Beni onlardan kılması için Allah'a dua et’ dedi. ‘Ukkâşe bu hususta seni geçti’ buyurdu.”

Sahîh-i Müslim 220a, Kitap 1, Hadis 433

Arapça metin
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا حُصَيْنُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ كُنْتُ عِنْدَ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ فَقَالَ أَيُّكُمْ رَأَى الْكَوْكَبَ الَّذِي انْقَضَّ الْبَارِحَةَ قُلْتُ أَنَا . ثُمَّ قُلْتُ أَمَا إِنِّي لَمْ أَكُنْ فِي صَلاَةٍ وَلَكِنِّي لُدِغْتُ . قَالَ فَمَاذَا صَنَعْتَ قُلْتُ اسْتَرْقَيْتُ . قَالَ فَمَا حَمَلَكَ عَلَى ذَلِكَ قُلْتُ حَدِيثٌ حَدَّثَنَاهُ الشَّعْبِيُّ . فَقَالَ وَمَا حَدَّثَكُمُ الشَّعْبِيُّ قُلْتُ حَدَّثَنَا عَنْ بُرَيْدَةَ بْنِ حُصَيْبٍ الأَسْلَمِيِّ أَنَّهُ قَالَ لاَ رُقْيَةَ إِلاَّ مِنْ عَيْنٍ أَوْ حُمَةٍ . فَقَالَ قَدْ أَحْسَنَ مَنِ انْتَهَى إِلَى مَا سَمِعَ وَلَكِنْ حَدَّثَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " عُرِضَتْ عَلَىَّ الأُمَمُ فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ وَمَعَهُ الرُّهَيْطُ وَالنَّبِيَّ وَمَعَهُ الرَّجُلُ وَالرَّجُلاَنِ وَالنَّبِيَّ لَيْسَ مَعَهُ أَحَدٌ إِذْ رُفِعَ لِي سَوَادٌ عَظِيمٌ فَظَنَنْتُ أَنَّهُمْ أُمَّتِي فَقِيلَ لِي هَذَا مُوسَى صلى الله عليه وسلم وَقَوْمُهُ وَلَكِنِ انْظُرْ إِلَى الأُفُقِ . فَنَظَرْتُ فَإِذَا سَوَادٌ عَظِيمٌ فَقِيلَ لِي انْظُرْ إِلَى الأُفُقِ الآخَرِ . فَإِذَا سَوَادٌ عَظِيمٌ فَقِيلَ لِي هَذِهِ أُمَّتُكَ وَمَعَهُمْ سَبْعُونَ أَلْفًا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ بِغَيْرِ حِسَابٍ وَلاَ عَذَابٍ " . ثُمَّ نَهَضَ فَدَخَلَ مَنْزِلَهُ فَخَاضَ النَّاسُ فِي أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ بِغَيْرِ حِسَابٍ وَلاَ عَذَابٍ فَقَالَ بَعْضُهُمْ فَلَعَلَّهُمُ الَّذِينَ صَحِبُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . وَقَالَ بَعْضُهُمْ فَلَعَلَّهُمُ الَّذِينَ وُلِدُوا فِي الإِسْلاَمِ وَلَمْ يُشْرِكُوا بِاللَّهِ . وَذَكَرُوا أَشْيَاءَ فَخَرَجَ عَلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَا الَّذِي تَخُوضُونَ فِيهِ " . فَأَخْبَرُوهُ فَقَالَ " هُمُ الَّذِينَ لاَ يَرْقُونَ وَلاَ يَسْتَرْقُونَ وَلاَ يَتَطَيَّرُونَ وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ " . فَقَامَ عُكَّاشَةُ بْنُ مِحْصَنٍ فَقَالَ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ . فَقَالَ " أَنْتَ مِنْهُمْ " ثُمَّ قَامَ رَجُلٌ آخَرُ فَقَالَ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ . فَقَالَ " سَبَقَكَ بِهَا عُكَّاشَةُ " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 220 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü