Onunla tövbenin arasına kim girebilir ki?

Kaynak
Sahîh-i Müslim 2766a, Kitap 50, Hadis 54
Türkçe meal

Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Allah'ın Nebîsi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizden öncekiler arasında doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Yeryüzü halkının en bilgilisini sordu; ona bir rahip gösterildi. Rahibe gelip doksan dokuz kişiyi öldürdüğünü söyledi ve kendisi için tövbe (imkânı) olup olmadığını sordu. (Rahip): ‘Hayır’ dedi. Bunun üzerine onu da öldürdü ve onunla (sayıyı) yüze tamamladı. Sonra yine yeryüzü halkının en bilgilisini sordu; ona âlim bir adam gösterildi. (Ona) yüz kişiyi öldürdüğünü söyledi ve kendisi için tövbe olup olmadığını sordu. (Âlim): ‘Evet (var). Onunla tövbenin arasına kim girebilir ki? Falan falan yere git; orada Allah'a ibadet eden insanlar var. Sen de onlarla birlikte Allah'a ibadet et ve kendi memleketine dönme; çünkü orası kötü bir yerdir.’ dedi. Adam yola koyuldu; yolun yarısına varınca ona ölüm geldi. Bunun üzerine rahmet melekleri ile azap melekleri onun hakkında çekiştiler. Rahmet melekleri: ‘Tövbe ederek, kalbiyle Allah'a yönelerek geldi.’ dediler. Azap melekleri ise: ‘O hiçbir zaman hiçbir hayır işlemedi.’ dediler. Derken insan suretinde bir melek onlara geldi; onu aralarında hakem yaptılar. (O melek): ‘İki yerin arasını ölçün; hangisine daha yakınsa o, oranın ehlindendir.’ dedi. Ölçtüler ve onu gitmek istediği yere daha yakın buldular. Böylece onun ruhunu rahmet melekleri aldı.”

Katâde dedi ki: Hasan şöyle dedi: Bize anlatıldığına göre, ona ölüm geldiğinde göğsüyle (öne doğru) uzaklaşmış.

Sahîh-i Müslim 2766a, Kitap 50, Hadis 54

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الصِّدِّيقِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كَانَ فِيمَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ رَجُلٌ قَتَلَ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ نَفْسًا فَسَأَلَ عَنْ أَعْلَمِ أَهْلِ الأَرْضِ فَدُلَّ عَلَى رَاهِبٍ فَأَتَاهُ فَقَالَ إِنَّهُ قَتَلَ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ نَفْسًا فَهَلْ لَهُ مِنَ تَوْبَةٍ فَقَالَ لاَ . فَقَتَلَهُ فَكَمَّلَ بِهِ مِائَةً ثُمَّ سَأَلَ عَنْ أَعْلَمِ أَهْلِ الأَرْضِ فَدُلَّ عَلَى رَجُلٍ عَالِمٍ فَقَالَ إِنَّهُ قَتَلَ مِائَةَ نَفْسٍ فَهَلْ لَهُ مِنْ تَوْبَةٍ فَقَالَ نَعَمْ وَمَنْ يَحُولُ بَيْنَهُ وَبَيْنَ التَّوْبَةِ انْطَلِقْ إِلَى أَرْضِ كَذَا وَكَذَا فَإِنَّ بِهَا أُنَاسًا يَعْبُدُونَ اللَّهَ فَاعْبُدِ اللَّهَ مَعَهُمْ وَلاَ تَرْجِعْ إِلَى أَرْضِكَ فَإِنَّهَا أَرْضُ سَوْءٍ . فَانْطَلَقَ حَتَّى إِذَا نَصَفَ الطَّرِيقَ أَتَاهُ الْمَوْتُ فَاخْتَصَمَتْ فِيهِ مَلاَئِكَةُ الرَّحْمَةِ وَمَلاَئِكَةُ الْعَذَابِ فَقَالَتْ مَلاَئِكَةُ الرَّحْمَةِ جَاءَ تَائِبًا مُقْبِلاً بِقَلْبِهِ إِلَى اللَّهِ . وَقَالَتْ مَلاَئِكَةُ الْعَذَابِ إِنَّهُ لَمْ يَعْمَلْ خَيْرًا قَطُّ . فَأَتَاهُمْ مَلَكٌ فِي صُورَةِ آدَمِيٍّ فَجَعَلُوهُ بَيْنَهُمْ فَقَالَ قِيسُوا مَا بَيْنَ الأَرْضَيْنِ فَإِلَى أَيَّتِهِمَا كَانَ أَدْنَى فَهُوَ لَهُ . فَقَاسُوهُ فَوَجَدُوهُ أَدْنَى إِلَى الأَرْضِ الَّتِي أَرَادَ فَقَبَضَتْهُ مَلاَئِكَةُ الرَّحْمَةِ " . قَالَ قَتَادَةُ فَقَالَ الْحَسَنُ ذُكِرَ لَنَا أَنَّهُ لَمَّا أَتَاهُ الْمَوْتُ نَأَى بِصَدْرِهِ .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 2766 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü