Dünya sona ereceğini ilan etti ve hızla arkasını dönüp gitti.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 2967a, Kitap 55, Hadis 19
Türkçe meal

Hâlid b. Umeyr el-Adevî şöyle rivayet etti:

Utbe b. Gazvân bize hutbe okudu; Allah'a hamd ve senada bulundu, sonra şöyle dedi: “Emmâ ba'd! Dünya sona ereceğini ilan etti ve hızla arkasını dönüp gitti. Ondan, kabın dibinde kalıp sahibinin içmek için süzdüğü bir artık gibi az bir şeyden başka bir şey kalmadı. Siz de ondan, yok olup gitmeyecek bir yurda göç edeceksiniz. O halde yanınızdaki hayrın en güzeliyle göç edin. Çünkü bize anlatıldığına göre, cehennemin kenarından bir taş atılır da onun içinde yetmiş yıl düşer, yine de dibine ulaşamaz. Allah'a yemin olsun ki o mutlaka doldurulacaktır. Buna şaştınız mı? Andolsun bize anlatıldı ki cennetin kapı kanatlarından iki kanat arası kırk yıllık yoldur. Mutlaka onun üzerine, izdihamdan tıklım tıklım dolu olacağı bir gün gelecektir. Andolsun, kendimi Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte yedi kişinin yedincisi olarak gördüm; ağaç yaprağından başka yiyeceğimiz yoktu, öyle ki ağızlarımızın kenarları yara oldu. Bir bürde buldum; onu kendimle Sa'd b. Mâlik arasında ikiye böldüm. Yarısını ben izar olarak kuşandım, yarısını da Sa'd kuşandı. Bugün ise içimizden her biri, şehirlerden birine emîr olmuş durumdadır. Ben kendi gözümde büyük, Allah katında küçük olmaktan Allah'a sığınırım. Hiçbir nübüvvet yoktur ki (zamanla) değişip dönüşmesin ve sonunda akıbeti krallık olmasın. Bizden sonraki emîrleri yakında öğrenecek ve tecrübe edeceksiniz.”

Sahîh-i Müslim 2967a, Kitap 55, Hadis 19

Arapça metin
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ هِلاَلٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ عُمَيْرٍ الْعَدَوِيِّ، قَالَ خَطَبَنَا عُتْبَةُ بْنُ غَزْوَانَ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّ الدُّنْيَا قَدْ آذَنَتْ بِصُرْمٍ وَوَلَّتْ حَذَّاءَ وَلَمْ يَبْقَ مِنْهَا إِلاَّ صُبَابَةٌ كَصُبَابَةِ الإِنَاءِ يَتَصَابُّهَا صَاحِبُهَا وَإِنَّكُمْ مُنْتَقِلُونَ مِنْهَا إِلَى دَارٍ لاَ زَوَالَ لَهَا فَانْتَقِلُوا بِخَيْرِ مَا بِحَضْرَتِكُمْ فَإِنَّهُ قَدْ ذُكِرَ لَنَا أَنَّ الْحَجَرَ يُلْقَى مِنْ شَفَةِ جَهَنَّمَ فَيَهْوِي فِيهَا سَبْعِينَ عَامًا لاَ يُدْرِكُ لَهَا قَعْرًا وَوَاللَّهِ لَتُمْلأَنَّ أَفَعَجِبْتُمْ وَلَقَدْ ذُكِرَ لَنَا أَنَّ مَا بَيْنَ مِصْرَاعَيْنِ مِنْ مَصَارِيعِ الْجَنَّةِ مَسِيرَةُ أَرْبَعِينَ سَنَةً وَلَيَأْتِيَنَّ عَلَيْهَا يَوْمٌ وَهُوَ كَظِيظٌ مِنَ الزِّحَامِ وَلَقَدْ رَأَيْتُنِي سَابِعَ سَبْعَةٍ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا لَنَا طَعَامٌ إِلاَّ وَرَقُ الشَّجَرِ حَتَّى قَرِحَتْ أَشْدَاقُنَا فَالْتَقَطْتُ بُرْدَةً فَشَقَقْتُهَا بَيْنِي وَبَيْنَ سَعْدِ بْنِ مَالِكٍ فَاتَّزَرْتُ بِنِصْفِهَا وَاتَّزَرَ سَعْدٌ بِنِصْفِهَا فَمَا أَصْبَحَ الْيَوْمَ مِنَّا أَحَدٌ إِلاَّ أَصْبَحَ أَمِيرًا عَلَى مِصْرٍ مِنَ الأَمْصَارِ وَإِنِّي أَعُوذُ بِاللَّهِ أَنْ أَكُونَ فِي نَفْسِي عَظِيمًا وَعِنْدَ اللَّهِ صَغِيرًا وَإِنَّهَا لَمْ تَكُنْ نُبُوَّةٌ قَطُّ إِلاَّ تَنَاسَخَتْ حَتَّى يَكُونَ آخِرُ عَاقِبَتِهَا مُلْكًا فَسَتَخْبُرُونَ وَتُجَرِّبُونَ الأُمَرَاءَ بَعْدَنَا .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 2967 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü