Esved ile Alkame şöyle anlattı:
Abdullah b. Mes'ûd'a evinde geldik. “Şunlar arkanızda namaz kıldılar mı?” dedi. “Hayır” dedik. “Öyleyse kalkın, namaz kılın” dedi. Bize ne ezan ne de kamet emretti. (Râvi) dedi ki: Arkasında durmaya gittik; ellerimizden tutup birimizi sağına, diğerini soluna koydu. (Râvi) dedi ki: Rükû edince biz ellerimizi dizlerimizin üzerine koyduk. (Râvi) dedi ki: Ellerimize vurdu, avuçlarını birbirine kapattı (tatbîk), sonra onları uyluklarının arasına soktu. (Râvi) dedi ki: Namazı bitirince şöyle dedi: “Başınıza namazı vaktinden geciktiren ve onu ölünün son nefesi (gibi güneşin son ışığına) kadar sıkıştıran emîrler gelecek. Onları böyle yaparken gördüğünüzde namazı vaktinde kılın, onlarla kıldığınız namazı da nâfile kılın. Üç kişi olduğunuzda hep birlikte kılın; bundan fazla olduğunuzda biriniz size imam olsun. Biriniz rükû ettiğinde kollarını uylukları üzerine yaysın, eğilsin ve avuçlarını birbirine kapatsın. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) parmaklarının birbirine geçişine sanki şu an bakıyorum.” Ve onlara (bunu) gösterdi.
Sahîh-i Müslim 534a, Kitap 5, Hadis 31