Übey b. Ka'b (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Ensâr'dan bir adam vardı; evi Medine'deki en uzak evdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte kılınan namazı hiç kaçırmazdı. Ona acıdık; ben ona: “Ey filan! Seni kızgın kumdan ve yerin haşerelerinden koruyacak bir merkep satın alsan” dedim. O: “Bilesin ki vallahi, evimin Muhammed'in (sallallahu aleyhi ve sellem) evine çadır ipleriyle bağlı (bitişik) olmasını istemem” dedi. Bu söz bana çok ağır geldi; nihayet Allah'ın Peygamberi'ne (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip ona haber verdim. (Peygamber) onu çağırdı; (adam) ona da aynısını söyledi ve adımlarının ecrini umduğunu belirtti. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Şüphesiz umduğun (ecir) senindir” buyurdu.
Sahîh-i Müslim 663c, Kitap 5, Hadis 349
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ كَانَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ بَيْتُهُ أَقْصَى بَيْتٍ فِي الْمَدِينَةِ فَكَانَ لاَ تُخْطِئُهُ الصَّلاَةُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ - فَتَوَجَّعْنَا لَهُ فَقُلْتُ لَهُ يَا فُلاَنُ لَوْ أَنَّكَ اشْتَرَيْتَ حِمَارًا يَقِيكَ مِنَ الرَّمْضَاءِ وَيَقِيكَ مِنْ هَوَامِّ الأَرْضِ . قَالَ أَمَا وَاللَّهِ مَا أُحِبُّ أَنَّ بَيْتِي مُطَنَّبٌ بِبَيْتِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَحَمَلْتُ بِهِ حِمْلاً حَتَّى أَتَيْتُ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ - قَالَ - فَدَعَاهُ فَقَالَ لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ وَذَكَرَ لَهُ أَنَّهُ يَرْجُو فِي أَثَرِهِ الأَجْرَ . فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ لَكَ مَا احْتَسَبْتَ " .