Übey b. Kâ'b (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Mescidde idim. Bir adam girip namaz kıldı ve benim yadırgadığım bir kıraatle okudu. Sonra bir başkası girdi ve arkadaşının kıraatinden farklı bir kıraatle okudu. Namazı bitirince hep birlikte Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına girdik. “Bu, benim yadırgadığım bir kıraatle okudu; diğeri de girip arkadaşının kıraatinden farklı okudu” dedim. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ikisine (okumalarını) emretti; okudular. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ikisinin (okuyuşunu) güzel buldu. Bunun üzerine içime, cahiliye döneminde bile olmadığı kadar bir yalanlama (şüphesi) düştü. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) beni saran hâli görünce göğsüme vurdu; ter içinde kaldım ve korkudan sanki Allah'a (azze ve celle) bakıyormuşum gibi oldum. Bana şöyle buyurdu: “Ey Übey! Bana Kur'an'ı bir harf üzere okumam için haber gönderildi. Ben de 'Ümmetime kolaylık ver' diye geri müracaat ettim. İkinci defa bana: 'Onu iki harf üzere oku' diye cevap verildi. Yine 'Ümmetime kolaylık ver' diye müracaat ettim. Üçüncü defa bana: 'Onu yedi harf üzere oku. Sana verdiğim her cevaba karşılık benden isteyeceğin bir dilek hakkın var' diye cevap verildi. Ben de 'Allah'ım! Ümmetimi bağışla, Allah'ım! Ümmetimi bağışla' dedim. Üçüncüsünü de, İbrâhim (aleyhisselâm) dahil bütün yaratılmışların bana yöneleceği güne erteledim.”
Sahîh-i Müslim 820a, Kitap 6, Hadis 332