Abdullah b. ez-Zübeyr (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:
Ebü'z-Zübeyr, Abdullah b. ez-Zübeyr'i bu minber üzerinde anlatırken işitti; şöyle diyordu: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) selam verince şöyle derdi: ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. Lâ ilâhe illallâh, lâ na'büdü illâ iyyâh, ehle'n-ni'meti ve'l-fadli ve's-senâi'l-hasen. Lâ ilâhe illallâhu muhlisîne lehü'd-dîne ve lev kerihe'l-kâfirûn (Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır; O her şeye kadirdir. Güç ve kuvvet ancak Allah iledir. Allah'tan başka ilah yoktur; nimetin, lütfun ve güzel övgünün sahibi olan O'ndan başkasına ibadet etmeyiz. Kâfirler hoşlanmasa da dini yalnız O'na has kılarak (deriz ki:) Allah'tan başka ilah yoktur).’”
Sünen-i Nesâî 1339, Kitap 13, Hadis 161