Abdullah b. ez-Zübeyr (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:
Ebü'z-Zübeyr'in anlattığına göre Abdullah b. ez-Zübeyr namazın ardından şöyle tehlil getirirdi: “Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Lâ ilâhe illallâhu ve lâ na'büdü illâ iyyâh, lehü'n-ni'metü ve lehü'l-fadlü ve lehü's-senâü'l-hasen. Lâ ilâhe illallâhu muhlisîne lehü'd-dîne ve lev kerihe'l-kâfirûn (Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır; O her şeye kadirdir. Allah'tan başka ilah yoktur, O'ndan başkasına ibadet etmeyiz. Nimet O'nundur, lütuf O'nundur, güzel övgü O'nundur. Kâfirler hoşlanmasa da dini yalnız O'na has kılarak (deriz ki:) Allah'tan başka ilah yoktur).” Sonra İbnü'z-Zübeyr, “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) namazın ardından bunlarla tehlil getirirdi” derdi.
Sünen-i Nesâî 1340, Kitap 13, Hadis 162