Abdullah b. Selâm: Cumadaki icabet saati, güneş batmadan önceki son saattir.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 1430, Kitap 14, Hadis 67
Sahih
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Tûr'a gittim, orada Ka'b'ı buldum. Onunla bir gün kaldık; ben ona Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) anlatıyordum, o da bana Tevrat'tan anlatıyordu. Ona dedim ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün (yeryüzüne) indirildi, o gün tövbesi kabul edildi, o gün ruhu kabzedildi ve kıyamet o gün kopacaktır. Yeryüzünde insanoğlu dışında hiçbir canlı yoktur ki cuma günü sabahtan güneş doğuncaya kadar kıyametten korkarak kulak kabartmasın. O günde bir saat vardır ki mümin bir kimse namazdayken ona denk gelip Allah'tan bir şey isterse, Allah onu ona mutlaka verir.” Ka'b “Bu, her yılda bir gündür” dedi. Ben “Hayır, o her cumadadır” dedim. Ka'b Tevrat'ı okudu, sonra “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) doğru söylemiş; o her cumadadır” dedi.

Sonra çıktım ve Basra b. Ebû Basra el-Gıfârî ile karşılaştım. “Nereden geldin?” diye sordu. “Tûr'dan” dedim. “Oraya gitmeden önce seninle karşılaşsaydım oraya gitmezdin” dedi. Ona “Niçin?” dedim. Dedi ki: Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: “Binekler ancak üç mescide (ibadet maksadıyla) yola çıkarılır: Mescid-i Haram, benim mescidim ve Beytülmakdis mescidi.”

Sonra Abdullah b. Selâm ile karşılaştım ve dedim ki: “Bir görseydin! Tûr'a gittim, orada Ka'b ile karşılaştım. Onunla bir gün kaldık; ben ona Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) anlatıyordum, o da bana Tevrat'tan anlatıyordu. Ona dedim ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: 'Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün (yeryüzüne) indirildi, o gün tövbesi kabul edildi, o gün ruhu kabzedildi ve kıyamet o gün kopacaktır. Yeryüzünde insanoğlu dışında hiçbir canlı yoktur ki cuma günü sabahtan güneş doğuncaya kadar kıyametten korkarak kulak kabartmasın. O günde bir saat vardır ki mümin bir kul namazdayken ona denk gelip Allah'tan bir şey isterse, Allah onu ona mutlaka verir.' Ka'b 'Bu, her yılda bir gündür' dedi.” Abdullah b. Selâm “Ka'b yanlış söylemiş” dedi. Ben “Sonra Ka'b (Tevrat'ı) okudu ve 'Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) doğru söylemiş; o her cumadadır' dedi” dedim. Abdullah “Ka'b doğru söylemiş” dedi ve ekledi: “Ben o saati elbette biliyorum.” “Kardeşim, onu bana anlat” dedim. “O, cuma gününün güneş batmadan önceki son saatidir” dedi. Ben “Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) 'Mümin bir kimse namazdayken ona denk gelirse...' buyururken işitmedin mi? O saat ise namaz vakti değildir” dedim. O da “Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) 'Kim namaz kılar, sonra oturup namazı beklerse, karşılayacağı namaz gelinceye kadar namazda sayılır' buyururken işitmedin mi?” dedi. “Evet” dedim. “İşte o da böyledir” dedi.

Sünen-i Nesâî 1430, Kitap 14, Hadis 67

Arapça metin
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرٌ، - يَعْنِي ابْنَ مُضَرَ - عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَيْتُ الطُّورَ فَوَجَدْتُ ثَمَّ كَعْبًا فَمَكَثْتُ أَنَا وَهُوَ يَوْمًا أُحَدِّثُهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَيُحَدِّثُنِي عَنِ التَّوْرَاةِ فَقُلْتُ لَهُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ فِيهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فِيهِ خُلِقَ آدَمُ وَفِيهِ أُهْبِطَ وَفِيهِ تِيبَ عَلَيْهِ وَفِيهِ قُبِضَ وَفِيهِ تَقُومُ السَّاعَةُ مَا عَلَى الأَرْضِ مِنْ دَابَّةٍ إِلاَّ وَهِيَ تُصْبِحُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ مُصِيخَةً حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ شَفَقًا مِنَ السَّاعَةِ إِلاَّ ابْنَ آدَمَ وَفِيهِ سَاعَةٌ لاَ يُصَادِفُهَا مُؤْمِنٌ وَهُوَ فِي الصَّلاَةِ يَسْأَلُ اللَّهَ فِيهَا شَيْئًا إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهُ " . فَقَالَ كَعْبٌ ذَلِكَ يَوْمٌ فِي كُلِّ سَنَةٍ . فَقُلْتُ بَلْ هِيَ فِي كُلِّ جُمُعَةٍ . فَقَرَأَ كَعْبٌ التَّوْرَاةَ ثُمَّ قَالَ صَدَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ فِي كُلِّ جُمُعَةٍ . فَخَرَجْتُ فَلَقِيتُ بَصْرَةَ بْنَ أَبِي بَصْرَةَ الْغِفَارِيَّ فَقَالَ مِنْ أَيْنَ جِئْتَ قُلْتُ مِنَ الطُّورِ . قَالَ لَوْ لَقِيتُكَ مِنْ قَبْلِ أَنْ تَأْتِيَهُ لَمْ تَأْتِهِ . قُلْتُ لَهُ وَلِمَ قَالَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ تُعْمَلُ الْمَطِيُّ إِلاَّ إِلَى ثَلاَثَةِ مَسَاجِدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَسْجِدِي وَمَسْجِدِ بَيْتِ الْمَقْدِسِ " . فَلَقِيتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَلاَمٍ فَقُلْتُ لَوْ رَأَيْتَنِي خَرَجْتُ إِلَى الطُّورِ فَلَقِيتُ كَعْبًا فَمَكَثْتُ أَنَا وَهُوَ يَوْمًا أُحَدِّثُهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَيُحَدِّثُنِي عَنِ التَّوْرَاةِ فَقُلْتُ لَهُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ فِيهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فِيهِ خُلِقَ آدَمُ وَفِيهِ أُهْبِطَ وَفِيهِ تِيبَ عَلَيْهِ وَفِيهِ قُبِضَ وَفِيهِ تَقُومُ السَّاعَةُ مَا عَلَى الأَرْضِ مِنْ دَابَّةٍ إِلاَّ وَهِيَ تُصْبِحُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ مُصِيخَةً حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ شَفَقًا مِنَ السَّاعَةِ إِلاَّ ابْنَ آدَمَ وَفِيهِ سَاعَةٌ لاَ يُصَادِفُهَا عَبْدٌ مُؤْمِنٌ وَهُوَ فِي الصَّلاَةِ يَسْأَلُ اللَّهَ شَيْئًا إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهُ " . قَالَ كَعْبٌ ذَلِكَ يَوْمٌ فِي كُلِّ سَنَةٍ . فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ كَذَبَ كَعْبٌ . قُلْتُ ثُمَّ قَرَأَ كَعْبٌ فَقَالَ صَدَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ فِي كُلِّ جُمُعَةٍ . فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ صَدَقَ كَعْبٌ إِنِّي لأَعْلَمُ تِلْكَ السَّاعَةَ فَقُلْتُ يَا أَخِي حَدِّثْنِي بِهَا . قَالَ هِيَ آخِرُ سَاعَةٍ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ قَبْلَ أَنْ تَغِيبَ الشَّمْسُ فَقُلْتُ أَلَيْسَ قَدْ سَمِعْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يُصَادِفُهَا مُؤْمِنٌ وَهُوَ فِي الصَّلاَةِ " . وَلَيْسَتْ تِلْكَ السَّاعَةَ صَلاَةٌ قَالَ أَلَيْسَ قَدْ سَمِعْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ صَلَّى وَجَلَسَ يَنْتَظِرُ الصَّلاَةَ لَمْ يَزَلْ فِي صَلاَتِهِ حَتَّى تَأْتِيَهُ الصَّلاَةُ الَّتِي تُلاَقِيهَا " . قُلْتُ بَلَى . قَالَ فَهُوَ كَذَلِكَ .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 1430 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü