Resûlullah yaşlanıp kilo alınca gece sekiz yerine altı rekât kılıp bir rekâtla vitir yapardı.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 1651, Kitap 20, Hadis 54
Zayıf
Türkçe meal

Sa'd b. Hişâm b. Âmir şöyle rivayet etti:

Medine'ye geldim ve Âişe'nin (radıyallahu anhâ) yanına girdim. “Sen kimsin?” dedi. “Ben Sa'd b. Hişâm b. Âmir'im” dedim. “Allah babana rahmet etsin” dedi. “Bana Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) namazını anlat” dedim. “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle şöyle yapardı” dedi. “Evet” dedim. Şöyle dedi: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) geceleyin yatsı namazını kılar, sonra yatağına çekilip uyurdu. Gecenin ortası olunca ihtiyacını gidermek ve abdest suyuna gitmek için kalkar, abdest alır, sonra mescide girer ve sekiz rekât kılardı; bana öyle gelirdi ki kıraatte, rükûda ve secdede onları birbirine denk tutardı. Bir rekâtla vitir kılar, sonra oturarak iki rekât kılar, sonra yanı üzerine uzanırdı. Bazen o daha uyuklamadan Bilâl gelip namazı haber verir, bazen uyuklar, bazen de Bilâl namazı haber verinceye kadar uyuklayıp uyuklamadığından şüphe ederdim. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) namazı, yaşlanıp kilo alıncaya kadar böyleydi.” —Burada onun kilo almasından Allah'ın dilediği kadarını anlattı.— Dedi ki: “Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) insanlara yatsıyı kıldırır, sonra yatağına çekilirdi. Gecenin ortası olunca abdest suyuna ve ihtiyacına kalkar, abdest alır, sonra mescide girer ve altı rekât kılardı; bana öyle gelirdi ki kıraatte, rükûda ve secdede onları birbirine denk tutardı. Sonra bir rekâtla vitir kılar, sonra oturarak iki rekât kılar, sonra yanı üzerine uzanırdı. Bazen o daha uyuklamadan Bilâl gelip namazı haber verir, bazen uyuklar, bazen de namazı haber verinceye kadar uyuklayıp uyuklamadığından şüphe ederdim.” (Âişe) dedi ki: “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) namazı bundan sonra hep böyle kaldı.”

Sünen-i Nesâî 1651, Kitap 20, Hadis 54

Arapça metin
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامِ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فَدَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ - رضى الله عنها - قَالَتْ مَنْ أَنْتَ قُلْتُ أَنَا سَعْدُ بْنُ هِشَامِ بْنِ عَامِرٍ . قَالَتْ رَحِمَ اللَّهُ أَبَاكَ . قُلْتُ أَخْبِرِينِي عَنْ صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَتْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ وَكَانَ . قُلْتُ أَجَلْ . قَالَتْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي بِاللَّيْلِ صَلاَةَ الْعِشَاءِ ثُمَّ يَأْوِي إِلَى فِرَاشِهِ فَيَنَامُ فَإِذَا كَانَ جَوْفُ اللَّيْلِ قَامَ إِلَى حَاجَتِهِ وَإِلَى طَهُورِهِ فَتَوَضَّأَ ثُمَّ دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَيُصَلِّي ثَمَانِيَ رَكَعَاتٍ يُخَيَّلُ إِلَىَّ أَنَّهُ يُسَوِّي بَيْنَهُنَّ فِي الْقِرَاءَةِ وَالرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ وَيُوتِرُ بِرَكْعَةٍ ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ ثُمَّ يَضَعُ جَنْبَهُ فَرُبَّمَا جَاءَ بِلاَلٌ فَآذَنَهُ بِالصَّلاَةِ قَبْلَ أَنْ يُغْفِيَ وَرُبَّمَا يُغْفِي وَرُبَّمَا شَكَكْتُ أَغْفَى أَوْ لَمْ يُغْفِ حَتَّى يُؤْذِنَهُ بِالصَّلاَةِ فَكَانَتْ تِلْكَ صَلاَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَسَنَّ وَلَحُمَ - فَذَكَرَتْ مِنْ لَحْمِهِ مَا شَاءَ اللَّهُ - قَالَتْ وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي بِالنَّاسِ الْعِشَاءَ ثُمَّ يَأْوِي إِلَى فِرَاشِهِ فَإِذَا كَانَ جَوْفُ اللَّيْلِ قَامَ إِلَى طَهُورِهِ وَإِلَى حَاجَتِهِ فَتَوَضَّأَ ثُمَّ يَدْخُلُ الْمَسْجِدَ فَيُصَلِّي سِتَّ رَكَعَاتٍ يُخَيَّلُ إِلَىَّ أَنَّهُ يُسَوِّي بَيْنَهُنَّ فِي الْقِرَاءَةِ وَالرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ ثُمَّ يُوتِرُ بِرَكْعَةٍ ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ وَهُوَ جَالِسٌ ثُمَّ يَضَعُ جَنْبَهُ وَرُبَّمَا جَاءَ بِلاَلٌ فَآذَنَهُ بِالصَّلاَةِ قَبْلَ أَنْ يُغْفِيَ وَرُبَّمَا أَغْفَى وَرُبَّمَا شَكَكْتُ أَغْفَى أَمْ لاَ حَتَّى يُؤْذِنَهُ بِالصَّلاَةِ قَالَتْ فَمَا زَالَتْ تِلْكَ صَلاَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 1651 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü