Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: “Devesi olup da necdetinde ve rislinde onun hakkını vermeyen her adam...” (Sahâbîler) “Ey Allah'ın Resûlü, necdeti ve risli nedir?” dediler. Şöyle buyurdu: “Darlığı ve bolluğudur. O develer kıyamet günü olduklarının en canlısı, en semizi ve en gürbüzü olarak gelir; (sahibi) onlar için dümdüz geniş bir alana yüzüstü yatırılır, onu tabanlarıyla çiğnerler. Sonuncusu geldiğinde ilki tekrar üzerine döndürülür. Bu, miktarı elli bin yıl olan bir günde, insanlar arasında hüküm verilinceye kadar sürer; sonra (sahibi) yolunu görür. Sığırı olup da darlığında ve bolluğunda onun hakkını vermeyen her adam(ın sığırları) kıyamet günü olduklarının en canlısı, en semizi ve en gürbüzü olarak gelir; (sahibi) onlar için dümdüz geniş bir alana yüzüstü yatırılır; boynuzlu her biri onu boynuzuyla süser, çatal tırnaklı her biri onu tırnağıyla çiğner. Sonuncusu onu geçince ilki tekrar üzerine döndürülür. Bu, miktarı elli bin yıl olan bir günde, insanlar arasında hüküm verilinceye kadar sürer; sonra (sahibi) yolunu görür. Koyunu olup da darlığında ve bolluğunda onun hakkını vermeyen her adam(ın koyunları) kıyamet günü olduklarının en canlısı, en çoğu, en semizi ve en gürbüzü olarak gelir; sonra (sahibi) onlar için dümdüz geniş bir alana yüzüstü yatırılır; çatal tırnaklı her biri onu tırnağıyla çiğner, boynuzlu her biri onu boynuzuyla süser. Aralarında boynuzu kıvrık ya da kırık olan bulunmaz. Sonuncusu onu geçince ilki tekrar üzerine döndürülür. Bu, miktarı elli bin yıl olan bir günde, insanlar arasında hüküm verilinceye kadar sürer; sonra (sahibi) yolunu görür.”
Sünen-i Nesâî 2442, Kitap 23, Hadis 8