Umreye niyet edip hayız olan Âişe'ye: Gusül et, sonra hac için ihrama gir.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 2763, Kitap 24, Hadis 145
Sahih
Türkçe meal

Câbir b. Abdullah (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte yalnız hac (ifrad) için telbiye ederek geldik. Âişe ise umre için ihramlı olarak geldi. Serif'te iken hayız oldu. (Mekke'ye) geldiğimizde Kâbe'yi tavaf ettik, Safâ ile Merve arasında sa'y ettik. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) içimizden yanında kurbanlık bulunmayanların ihramdan çıkmasını emretti. “Neyin helalliği?” dedik. “Tam helallik” buyurdu. Bunun üzerine kadınlarımızla birleştik, güzel koku süründük ve elbiselerimizi giydik. Bizimle Arafat arasında yalnızca dört gece vardı. Sonra terviye günü ihrama girdik. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Âişe'nin yanına girdi ve onu ağlarken buldu. “Neyin var?” buyurdu. Âişe “Durumum şu: Hayız oldum; insanlar ihramdan çıktı, ben çıkamadım, Beyt'i de tavaf etmedim. İnsanlar ise şimdi hacca gidiyor” dedi. Şöyle buyurdu: “Bu, Allah'ın Âdemoğlu kızlarına yazdığı bir şeydir. Gusül et, sonra hac için ihrama gir.” O da öyle yaptı ve (hac) vakfe yerlerinde durdu. Temizlenince Kâbe'yi tavaf etti, Safâ ile Merve arasında sa'y etti. Sonra (Peygamber) “Haccından da umrenden de birlikte çıktın” buyurdu. Âişe “Ey Allah'ın Resûlü! Hac yapıncaya kadar Beyt'i tavaf etmemiş olmam içime dert oluyor” dedi. (Peygamber) “Ey Abdurrahman! Onu götür ve Ten'îm'den umre yaptır” buyurdu. Bu, Hasbe gecesi idi.

Sünen-i Nesâî 2763, Kitap 24, Hadis 145

Arapça metin
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَقْبَلْنَا مُهِلِّينَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِحَجٍّ مُفْرَدٍ وَأَقْبَلَتْ عَائِشَةُ مُهِلَّةً بِعُمْرَةٍ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِسَرِفَ عَرَكَتْ حَتَّى إِذَا قَدِمْنَا طُفْنَا بِالْكَعْبَةِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَأَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَحِلَّ مِنَّا مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ هَدْىٌ قَالَ فَقُلْنَا حِلُّ مَاذَا قَالَ " الْحِلُّ كُلُّهُ " . فَوَاقَعْنَا النِّسَاءَ وَتَطَيَّبْنَا بِالطِّيبِ وَلَبِسْنَا ثِيَابَنَا وَلَيْسَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ عَرَفَةَ إِلاَّ أَرْبَعُ لَيَالٍ ثُمَّ أَهْلَلْنَا يَوْمَ التَّرْوِيَةِ ثُمَّ دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى عَائِشَةَ فَوَجَدَهَا تَبْكِي فَقَالَ " مَا شَأْنُكِ " . فَقَالَتْ شَأْنِي أَنِّي قَدْ حِضْتُ وَقَدْ حَلَّ النَّاسُ وَلَمْ أُحْلِلْ وَلَمْ أَطُفْ بِالْبَيْتِ وَالنَّاسُ يَذْهَبُونَ إِلَى الْحَجِّ الآنَ . فَقَالَ " إِنَّ هَذَا أَمْرٌ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَى بَنَاتِ آدَمَ فَاغْتَسِلِي ثُمَّ أَهِلِّي بِالْحَجِّ " . فَفَعَلَتْ . وَوَقَفَتِ الْمَوِاقِفَ حَتَّى إِذَا طَهُرَتْ طَافَتْ بِالْكَعْبَةِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ثُمَّ قَالَ " قَدْ حَلَلْتِ مِنْ حَجَّتِكِ وَعُمْرَتِكِ جَمِيعًا " . فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَجِدُ فِي نَفْسِي أَنِّي لَمْ أَطُفْ بِالْبَيْتِ حَتَّى حَجَجْتُ . قَالَ " فَاذْهَبْ بِهَا يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ فَأَعْمِرْهَا مِنَ التَّنْعِيمِ " . وَذَلِكَ لَيْلَةَ الْحَصْبَةِ .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 2763 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü