Şeytan, Âdemoğlu için İslâm, hicret ve cihad yollarında oturur.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 3134, Kitap 25, Hadis 50
Hasen
Türkçe meal

Sebre b. Ebû Fâkih (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: “Şeytan, Âdemoğlu için onun yollarında oturdu. İslâm yolunda oturup ona şöyle dedi: ‘Müslüman olup senin dinini, babalarının ve babanın babalarının dinini bırakacak mısın?’ O ise ona isyan edip Müslüman oldu. Sonra hicret yolunda oturup ona şöyle dedi: ‘Hicret edip toprağını ve göğünü bırakacak mısın? Muhacirin durumu, uzun ipe bağlanmış at gibidir.’ O ise ona isyan edip hicret etti. Sonra cihad yolunda oturup ona şöyle dedi: ‘Cihad mı edeceksin? O, can ve mal zahmetidir. Savaşırsın, öldürülürsün; karın (başkasıyla) evlendirilir, malın paylaşılır.’ O ise ona isyan edip cihad etti.” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bunu yaparsa, onu cennete koymak Allah (azze ve celle) üzerine bir hak olur. Kim öldürülürse, onu cennete koymak Allah (azze ve celle) üzerine bir hak olur. Boğulursa, onu cennete koymak Allah üzerine bir hak olur. Yahut hayvanı onu düşürüp boynunu kırarsa, onu cennete koymak Allah üzerine bir hak olur.”

Sünen-i Nesâî 3134, Kitap 25, Hadis 50

Arapça metin
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَقِيلٍ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَقِيلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ سَبْرَةَ بْنِ أَبِي فَاكِهٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ الشَّيْطَانَ قَعَدَ لاِبْنِ آدَمَ بِأَطْرُقِهِ فَقَعَدَ لَهُ بِطَرِيقِ الإِسْلاَمِ فَقَالَ تُسْلِمُ وَتَذَرُ دِينَكَ وَدِينَ آبَائِكَ وَآبَاءِ أَبِيكَ فَعَصَاهُ فَأَسْلَمَ ثُمَّ قَعَدَ لَهُ بِطَرِيقِ الْهِجْرَةِ فَقَالَ تُهَاجِرُ وَتَدَعُ أَرْضَكَ وَسَمَاءَكَ وَإِنَّمَا مَثَلُ الْمُهَاجِرِ كَمَثَلِ الْفَرَسِ فِي الطِّوَلِ فَعَصَاهُ فَهَاجَرَ ثُمَّ قَعَدَ لَهُ بِطَرِيقِ الْجِهَادِ فَقَالَ تُجَاهِدُ فَهُوَ جَهْدُ النَّفْسِ وَالْمَالِ فَتُقَاتِلُ فَتُقْتَلُ فَتُنْكَحُ الْمَرْأَةُ وَيُقْسَمُ الْمَالُ فَعَصَاهُ فَجَاهَدَ " . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ وَمَنْ قُتِلَ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ وَإِنْ غَرِقَ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ أَوْ وَقَصَتْهُ دَابَّتُهُ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ " .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 3134 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü